1 Eylül 2012 Cumartesi

Büyükçekmece : Yolunu Sinan'ın Çizdiği İlçe


Ramazan’ı geride bırakıp tekrar yollara düşme vakti geldi artık. Oruçlu iken seyahat etmenin zorluğu, bayramı da ailemizle geçirmek istememizden dolayı uzun zamandır yolları özler olmuştuk. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda tatili fırsat bilip can dostumla birlikte,  hem D7000’imizi yeni almışken test etmek için hem de yazın son günlerinde deniz keyfi için rotamızı yakın bir adrese Büyükçekmece’ye doğru kırdık. Hem yüzdük hem fotoğraf çektik hem de çok güzel anlara şahit olduk.

Kanuni Köprüsü
Büyükçekmece hakkında tek bildiğim ilk okul yıllarından coğrafya derslerinde öğretilen, Büyükçekmece ve Küçükçekmece Göllerinin ülkemizdeki kıyı seti göllerinin en önemli örnekleri olduğuydu. Bir nesil bu eşsiz bilgiyi öğrenerek yetişti belki de. Dersleri kaçıranlar için kıyı seti gölleri, deniz akıntılarının oluşturduğu kıyı kordonlarının koyların önünü kapatmasıyla oluşan sığ göllerdir. Ancak aslında Büyükçekmece’nin o kadar büyük olmadığını hatta Küçükçekmece’den daha küçük olduğunu kimse söylemedi. En azından ben bunu bugün öğrendim.  Onun haricinde Trakya’ya giderken içinden geçmek dışında yanına bile uğramadım Büyükçekmece’nin.  Sultanbeyli’ye 75 km mesafesi ve toplu ulaşımla 4-5 saatlik yolu ile benim için önü tıkanan deniz parçası olarak kaldı yıllarca. Elbette özel araçla gidip görebilirdim ancak nereden bilebilirdim bu kadar güzel olduğunu. Hep uzaklarda aradık yakınımızda olan güzellikleri.


Kıtalar arası seyahat
Metrobüs inşa edilip Beylikdüzü’ne kadar uzatılınca 2 saatlik otobüs yolculuğu ile Büyükçekmece’ye ulaşma fırsatımız oldu.  Bu fırsattan yararlanarak ilk ilçeye ilk gezimizi toplu ulaşım ile yapmaya karar verdik.  





Büyükçekmece
İlk durağımız metrobüsün son durağı olan Tüyap. Aslında buraya bir çok kez çoğunlukla da bilişim fuarları için gelmiştim. Fakat bu sefer gözüme daha bir ufalmış geldi sanki. Boş olan etrafı binalarla dolunca, üstüne üstlük bahçesine ek binalar yapılınca sıkışıp kalmış koca fuar. Metrobüs istasyonu için yapılan üst geçide çıkınca ilk sürpriz bekliyordu bizi. Hedef noktamız Büyükçekmece ayaklarımızın altındaydı. Bir tarafta açık deniz bir tarafta göl. Gördüğüm en güzel manzaralı üst geçitler bir tanesi belki de. Açılışı bu üst geçitte yaparak fotoğraflarımızı çekmeye başladık. (Kapanışı da bu nokta da yapacağımızı bilmeden).  İstanbul’un en özgün yapılarında olmasına karşı bir o kadar en atıl yatırımı olan TV kulesi de yanımdaydı.  Aslında kule tüm gezimiz boyunca kadrajımıza girdi nerdeyse.

Sahile geldiğimizde yemek için bir yer ararken uzaktan ilginç bir tabela dikkatimizi çekti. Köfteci Hasan Usta’nın salonu yaklaştığımızda her yeri bayraklarla kaplı dükkanla karşılaştık. Dışı gibi içi de bayrak, poster, harita dolu bir dükkan. Atatürk’ün, Osmanlı padişaklarının resimleri her yerde. Bi de oğlu Alperen’in fotoğrafları. İlginç bir detayda masalara Atatürk, Bayrak, Osmanlı gibi isimler vermiş olması. Hasan Usta’nın gazi ve şehitlere olan duyarlılığı ise ayrı bir takdiri hak ediyor.


Büyükçekmece
Albatros sahilinde denize girmeden önce kıyı boyunca bir yürüyüş yaptık. Büyükçekmece’nin ilginç bir sahili var. Gölün tam önünde hilal şeklinde bir koy aslında Büyükçekmece. Kıyıdan baktığınızda iki ucu sanki birleşecek gibi his var.  Hatta ortaya atılan çılgın(saçma) projelerden birinde bu hilal şeklindeki sahilin açıkları doldurularak yıldız şeklinde bir ata yapılması vardı.Plajları, yürüyüş yolları, küçük el sanatları tezgahları, parkları ve kafeleri ile çok düzenli bir sahili var Büyükçekmece’nin.  Bol bol fotoğraf çektikten sonra yılın son deniz keyifleri yapmak için plajlar birisine girdik.  Tabi ki iki yalnız erkek olunca potansiyel sapık muamelesi görmekten kurtulamadık. Elbette bu keyfimizi bozmadı. Hatta eğlence malzemesi bile oldu diyebilirim. Can dostumla gezilerimizde yeni gittiğimiz mekanları hep daha önce gezdiğimiz yerlere benzettiğimiz oluyor.  Bu sefer Büyükçekmece sahili Michigan Gölü’ne benzetti nedense. Ne farkı orada 50-60 katlı binalara olmasıymış.


Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü
Deniz sonrası gezinin en anlamlı bölümüne sıra geldi. Şehre ruhunu veren Kanuni Köprüsü’ne. Üstad Mimar Sinan’ın ellerinde  şekil alan haşmetli bir köprü. Ancak sadece bir köprü olarak inşa edilmiş değil. Camisi, çeşmesi ve kervansarayı ile tam bir külliye. Osmanlının mimaride ne denli zirvede olduğunun bir kanıtı. Köprü yapıp bırakmıyor. Köprüden geçen kervanların ihtiyaçlarını da düşünüyor  ecdad .  (Binlerce müşterisi olmasına karşın mescid yapmayan alış veriş merkezlerine, namaz için mola vermeyen otobüs şirketlerine ithaf olunur). Köprünün yapım hikayesi de çok ilginç. Sinan köprünün yapılacağı yerde gölün suyu tulumbalarla  çektirip ayaklar çaktırarak içini kurşunlarla dolduruyor. Günümüzde depreme dayanıklı kazık temellere  ne kadar benziyor değil mi ? Camisi kutu gibi gösterişten uzak bir yapı. Ama minaresi o kadar güzel o kadar sıradışı ki.  Ana binadan bağımsız yekpare taştan oyularak yapılmış küçük şirin bir minare.  Çeşmesi ve kervansaray’ı da bir o kadar güzel. Tüm yapılar mutlaka görülmesi gerekiyor. Köprü ve diğer yapıların olduğu geniş alan kültür parkı  olarak kullanılıyor. Ayrıca bir de anfi tiyatro yapılmış. Yazları festivaller yapılıyor alanda.

Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü
Gün batmadan geziyi tamamlayıp yola çıkmayı düşünüyordum. Malum yol uzun. Ancak zamanın nasıl geçtiğini anlamadan güneşin batışına şahit olduk köprü üstünden.  Bir de göl kenarın  oturup çay içmek istediğimizde  mavi saat bize göz kırpıyordu. Tripodlarımız olmamasına rağmen anfi tiyatronun kenarındaki cafenin balkonunu kullanarak köprünün mavi saat fotoğraflarını çekemeden edemedik.  Yinede artık iyicene geciktiğimizi düşünerek mavi saatin en güzel anında bırakıp yola çıktık.


Büyükçekmece E-5. Uzakta TV kulesi ışıkları ile selamlıyor. 
E-5 üzerindeki yaya geçidini geldiğimiz de düz korkulukların üzerinde uzun pozlama yol fotoğrafları çekmenin gayet müsaitti olduğunu gördük. Artık 5-10 dk daha gecikmenin önemli olmadığını düşünürerek birkaç kare gece fotoğrafı çektik. Elbette tv kulesi yine kadrajdaydı.  Kısa bir otobüs yolculuğu ile metrobüs durağına geldiğimizde geçidin üstünde asansör yapımı için bekleyen inşaat iskelesini hazır kurulmuş tripod gibi görüp sabah başladığımız fotoğraf turumuzu  tamamlamış olduk.



Kısa bir günde bu kadar yazıyı yazdığıma ben bile şaşırdım. Sürçü lisan ettik ise affola.

Büyükçekmece/30 Ağustos 2012








Not :  Gezide çektiğim diğer fotoğraflara facebook sayfamdan ulaşabilirsiniz. 

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys