19 Ocak 2013 Cumartesi

Vişne Bahçesi

Cuma akşamlarında bu hafta sıra tiyatroda. 2013'ün ilk oyun seçimini Musahipzade Celal sahnesinde uzun zamandır görmek istediğim Anton Çehov'un yazdığı piyeslerden Vişne Bahçesi'ni seçtim.

Vişne Bahçesi, 1800'lü yılların sonunda Çarlık Rusya'sının çökmeye başladığı bir dönemde geçiyor. Rusya'nın batılılaşma serüvenine atıfta bulunuyor. Varlıklarını kaybeden aristokratlarla birlikte zenginleşen köylülerin ve fakir devrimcilerin iç içe anlatıldığı bir konusu var. Bu nedenle Çehov'un Rusya tarihini küçük bir hikayenin içinde anlattığı belirtilmektedir. Diğer bir görüşte Çehov'un tıp eğitiminde dolayı bir hastalığın teşhis edilmesi gibi Rusya'ya bir doktor gözüyle baktığı yönündedir. Çehov kendi hikayesi dram gibi gözükse komedi olarak tanımlamış. Şarlotta karakterinin yer almasını bu nedenle galiba.
Batılılaşma hareketlerinde Rusya batılılaşması ile Osmanlı batılılaşmasının benzerliğinde dolayı anlatılan hikaye  günümüz Türkiye'si ile rahatlıkla ilişki kurulabiliyor. Özellikle tüccar karakteri tipik bir Türk müteahhit profili çiziyor. Değişime direnen çiftlik sahibesi ise oturdukları yalı ve köşkleri yeni yetme zenginlere kaptıran paşazadelere benzetilebilir. Konu itibari ile ana metinde uzaklaşılarak günümüze uyarlandığı çok açık anlaşılmakta.
Engin Alkan'nın aynı zaman yönetmeni olduğu oyunda performansı oldukça yüksekti. Özellikle tüccar Yermolay Alekseyeviç rolüyle oyunun en güçlü karakteriydi.  Yemek masasının üzerine çıkarak yaptığı tirad ise en etkileyici sahneydi. Tecrübeli oyuncu Erhan Abir'in canlandırdığı yaşlı uşak Firs'in ölümünü anlatan kapanış bölümü kayda değer sahnelerden biriydi.

Dekor çok basit olarak bir köşkü simgeleyen tahta duvarlardan ve bir masadan ibaret olsa da  vişne ağacını temsilen kök şeklinde bir tavan süsü büyük dikkat çekiyordu. Oyunda beğendim en güzel görsel sahneler bu tavan süsü ve ışıklarla yapılan gölgelendirmeler oldu. Oyunun bir bölümünde köşkün yıkılmasını sembolize etmek için duvarlardan tahta parçaları düşmeye başladı. Buda dekor seçimi için artı bir puan oldu. Oyunda gözüme batan bir tek kostüm tasarımları oldu. Ana karakterlerin kıyafetleri dönemini abartılı bir şekilde anlatsa da yardımcı karakterlerde bir o kadar zayıf kalmış.
Candostum Yavuz Alper'le birlikte eğlenceli bir akşam geçirdik. Güzel bir oyun seyretmiş olmamızla birlikte oyun öncesi yediğimiz kokoreç ve Doğancılar'dan Salacak sahillerini gören şirin bir kafede içtiğimiz çay ve  ev yapımı kurabiyeler günün akılda kalan lezzetleri oldu.


0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys