25 Ağustos 2014 Pazartesi

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi


Lise yıllarımda Ramazan'da sahur vakti yayınlanan İbn-i Sina dizisi vardı. Üniversiteye hazırlanıyor olmamın etkisi ile de hiç bölümünü kaçırmamıştım. Çocukluğundan itibaren büyük üstadın hayatı çok ilgimi çekmişti. Yine o yıllarda müslüman bilim adamlarının icatlarına merak salmıştım. Bir kaçte kitap okumuştum haklarında. Yıllar sonra o hayran olduğumuz bilimadamlarının çoğu kitaplar tasarı aşamasında kalmış icatlarının kanlı canlı görme fırsatı buldum. Hem de İstanbul'da. Gülhane'de İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nde.
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi Gülhane Has Ahırlar Topkapı Sarayı
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

Topkapı Sarayı bünyesinde yer alan Has Ahırlar'da 2008 yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin'in büyük gayretleri ile açılan müzede müslüman bilimadamlarının icatlarının maketleri ve tanıtımları yeralmakta. Müzede savaş teknolojisi, tıp, fizik, astronomi, maden gibi farklı bölümler var. Eserleri inceledikçe insan hayret ediyor. Bir bilim dünyasına damgasını vuran İslam alimleri bir anda nasıl sahnede çekilmişler. Bu düşünülmesi, araştırılması ve dersler çıkartılması gereken bir konu.

Dünya bilim tarihi açısından bugünkü sibernetik ve robot biliminde çalışmalar yapan ilk bilim adamı olan El Cezeri, "Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap" (El Câmi-u’l Beyn’el İlmî ve El-Amelî’en Nâfi fî Sınâ'ati'l Hiyel

Eserleri çok detaylı inceleyemesem de bir çoğundan haberdar olsamda hayretler içersinde kaldığım eserlerde vardı. Tek tek anlatmam mümkün değil elbette. Ancak Takiyüddin'in döner çevirme makinesinden bahsetmem gerekiyor. Zihni sinir projesine benzese de Avrupa Sanayi devrimine giden yolu açan buhar makinesinin icadına ilham kaynağı olmuş. Bir kazanda kaynatılarak elde edilen buhar döner çarkını çevirmekte kullanılıyor. Bilim tarihinde buhar gücünden enerji elde etmenin ilk örneği olarak gösteriliyor.
Takiyüddin'in döner makinesi buhar makinesi ilham olmuş bir icattır.  

Müzeyi özellikle kızlarımla beraber gezmek istedim. Yaşları küçük dahi olsa bu havayı tenüffüs etmeleri benim için önemliydi. Sizinde ilginizi çekeceğinden eminim. Müze Salı günleri hariç hergün açık. Giriş ücreti 10 TL olmakla birlikte Müze Kart'ta geçmektedir. İstanbul'da Gülhane Parkı'nda yapılacak güzel bir bir hafta sonu yürüyüşü sonrası 1 saatinizi ayırmaya değer.

Burçlar

El-Cezeri'nin Fil Saati


Gök Küre

Savaşlar için tasarlanmış çeşitli icatlar


İstanbul Minyatürü

Endülüs mimarisinin en güzel örneklerinden Kurtuba Ulu Camii maketi

Tıpta kullanılan çeşitli madenler

Fas'ta kullanılan bir su saati


Çeşitli tıp aletleri
Usturlap :  Güneş ve yıldızların ufuk yüksekliklerini ölçüp buradan zaman hesabı yapmayı sağlayan bir gözlem aracı





24 Ağustos 2014 Pazar

Erythrai Antik Kenti

Erythrai Antik Tiyatrosu
Karaburun Yarımadası turunda ilk durağım Çeşme Ilıca'da deniz kaplıcasına girip Şevki'nin kumruları ile kahvaltımı yaptıktan sonra kuzeye Ildırı Köyü'ne doğru devam ettim.

Ildırı Köyü, Erythrai Antik Kenti'ne evsahipliği yapmakta. Erythrai Karaburun Yarımadası'nın en eski yerleşim bölgesi. Tarihte kurulan 12 İon kentinin en önemlilerinden birisi. Erythrai kentinin ilk kurucusu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros. Kentin ismi de Yunanca “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, toprağının kırmızı olmasından dolayı Kızıl Kent anlamında Erythrai kullanıldığı düşünülmekte. Erythrai'ya sırasıyla Atina Krallığı, İonlar, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Bergama Krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlılar hakim olur. Hangi dönem olursa olsun Ege Denizi'ndeki ticari önemini kaybetmez.

Erythrai Agorası (Ticaret Merkezi) 

1963-1966 yılları arasında Ord.Prof.Hakkı Gültekin ve sonraları Prof. Ekrem Akurgal tarafında yapılan kazı çalışmları sonrasında antik kent ortaya çıkartılır. Akropolde antik tiyatro, agora, Athene Tapınağı, geç dönemde yapılmış Matrone Kilisesi, şehri çevreleyen surlar, deniz kenarında mozaik döşemeli Roma villaları bulunmuştur. Kazı çalışmaları halen devam etmekte.

Erythrai Antik Kenti kazı çalışmaları deniz kenarındaki roma villalarında devam ediyor

Tarihin en ünlü filozoflarından Homer, Erythrai'yı güneşin en güzel battığı yer diye tanımlarmış. Güneşin batışını göremedim ama kentin kurulu olduğu tepeden muhteşem Ege Denizi manzarasını izledim. Adalar inci tanesi gibi dizilmişlerdi denize. Kent gezim boyunca Athena Köpek eşlik etti bana. Kentteki tapınaktan esinlenerek bu ismi verdim. Neredeyse her fotoğrafıma girip poz verdi.

Athena Köpek ile Erythrai'nın Ege Denizi Manzarası

Akropol'ün çıkışında kazı alanının 50 yıllık bekçisi ile sohbet ettim. Babası Selanik'ten mübadele ile gelmiş. Önce Çeşme Dalyan Köyüne yerleştirilmişler. Selanik'te sulak bir köyde yaşadıklarından dayanamamışlar orada. Susuz kurak bir yer o zaman. Sonra Ildırı'ya gelmişler. Köyün altındaki dereyi görünce tamam deyip yerleşmişler. Şimdi dert yanıyor bekçi amcamız. Keşke Dalyanda kalsalarmış diyor.

Deniz kenarında Roma Villalarının kazı çalışmları devam ediyor. Arkeologlar Antep Zeugma benzeri villa mozaiklerini gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorlar. Yakından çekmeme müsade etmeselerde çalışma alanını fotoğrafladım. Kazı alanının hemen yanında bahçeler var. Bahçesinde çalışan amcamız selam verip yanaştım yanına. 100 yıllık tarihi kuyudan su çekerken köy hakkında konuştuk. Kazı çalışmalarında ve Ord.Prof.Hakkı Gültekin'den şikayetçi. Köyün neredeyse tamamı sit alanı ilan edilip ve bahçeleri devlet tarafında istimlak edilmiş. Ancak kiracı olarak toprağı işleyebiliyorlarmış. Geçmişte yeni evlenen gençler için ev yaptıklarında profesör tarafından mahkemeye verilmişler. Uzun uğraşlar sonunda inşaat yapmamak üzere anlaşarak beraat etmişler. Bu yüzden pek sevmiyorlar arkeologları. Devlette yeni bir yer göstermediğinden ne yapacaklarını bilmiyorlarmış. Elbette sıkıntısı turizmden pay alamamak. Diğer kıyı şeritleri otellerle dolarken Ildırı'yı tarih kendi kendini koruma altına almış. Köylü amcaya hak vermekle birlikte tarihin korunmuş olmasına daha çok sevindim.
Erythrai Antik Kenti bu tepenin arkasında saklı

Köy hakkında diğer bir not ise ünlü bir diziye evsahipliği yapması. Malum ülkemizde dizilerin meşhur ettiği kent ve köylerimiz çoktur. Ildırı Köyü'nde de "Fatma Gülün Suçu Ne" dizisinin ilk bölümleri çekilmiş. Hatta Fatma Gül'ün tecavüz edildiği yer neresi diye soranlar bile varmış zamanında. Yazık bu ülkenin geleceğine.

Karaburun Yarımadası turumda bir sonraki durağım Balıklıova.


Erythrai Antik Kenti 
Ildırı Köyü Balıkçı Barınağı - Issız koylara gitmek içinde tekne kiralanabiliyor. 
Ildırı Köy Merkezi
100 yıllık kuyuyu incir ağacı tehdit ediyor
Mantone Kilisesi
Erythrai Antik Tiyatrosu'nun Ege manzarası harika
Erythrai'dan Ildırı Köyü
Erythrai denizinde tekneler


14 Ağustos 2014 Perşembe

Kum Zambakları : Denizin Gülleri

Kum Zambakları Şile Sahilköy Kumulları
Kum Zambakları (Pancratium Maritimum)

Hafta sonu tesadüfen Türkiye'nin gizli zenginliklerinden bir tanesini keşfettik.  Hem mangal yapmak hem de denizde serinlemek için Şile'de sahil kenarında bir yer ararken Sahilköy'e kadar geldik. Plaja yakın bir alanda piknik yapanları görünce bizde uygun bir yerde mangalımızı yaptıktan sonra Karadeniz'in hırçın dolgalarına kendimizi bıraktık. Ama Karadeniz hiç yüzülecek gününde değil de maalesef.

Dönüşte kumsalın bittiği noktadaki kayalar dikkatimizi çekti önce. Rüzgarın aşındırması ile ilginç şekiller oluşmuştu. Asıl bu kayaların üzerinde yetişen kum zambakları bizi hayretler içersinde bıraktı. Neredeyse hiç suyun olmadığı, olsa bile muhakkak tuzlu olan bir kumul toprak üzerinde nasıl büyüyorlardı.

Kayalığın üzerinde düzlük alana çıktığımızda ise bizi daha büyük bir süpriz bekliyordu. Gözün alabildiğine kum zambakları ile doluydu. Bu çiçeklerle ilgili bir belgesel izlediğimi hatırladım.


İnternette yaptığım küçük araştırmada şaşkınlığım daha da arttı. Meğer Kum Zambağı (Pancratium maritimum), Nergisgiller (Amaryllidaceae) familyasına ait, kıyı kumullarında yetişen soğanlı bir bitki türü olup endemik bir bitki olduğunda yurtdışına çıkartılması yasakmış. Türkiye'nin başta Karadeniz kıyıları olmak üzere Ege ve Akdeniz kıyı şeritlerinde yetişiyormuş. Diğer ilginç bir bilgi ise kum Zambaklarının çoğalması, pervane böceği sayesinde olup, yetişmesi 3 – 4 yıla uzanması. Ayrıca Kum Zambakları yeşil yapraklarını döktükten sonra çiçek açarmış. Kokusu da çok güzel ayrıca. Ancak bazılarına ağır gelebilir.

Bu çok özel çiçekler maalesef kıyı şeritlerinde ki yapılaşmadan dolayı doğal yaşam alanlarını yitirmektelermiş. Bu nedenle muhakkak koruma altına alınması gerekmektedir.

Not : Fotoğraflar cep telefonu ile çekilmiştir.














10 Ağustos 2014 Pazar

Ahi Çelebi Camii : Gezginin Duası Seyahat ya Resulallah

Ahi Çelebi Camii Evliya Çelebinin Duası Seyahat ya Resulallah
Ahi Çelebi Camii
Ahi Çelebi Camii, Eminönü'nde Üsküdar-Kadıköy motor iskelesinin hemen yanında küçücük bir cami. Yıllarca bakımsızlıktan harap hale gelip neredeyse denize kaymışken geçtiğimiz yıllarda restarasyonu yapılarak tekrar ihya edildi. Hergün yanından milyonlarca insanın geçmesine rağmen bu güzelim caminin hikayesini çok az insan bilir. Öyleki tüm gezginlerin yolculuğa çıkmadan önce gelip iki rekat namaz kıldıktan sonra yol duası etmesi gereken bir yer olacak kadar önemlidir. Neden diye soracak olursanız pirimiz Evliya Çelebi'nin meşhur duası "Seyahat ya Rasulullah" burada söylenmiştir. Ahi Çelebi, Fatih Sultan Mehmet döneminde hekimbaşı olarak görev yapan Ahi Ahmet Çelebi tarafından yaptırılmış. Meydana gelen gelen  iki yangından sonra Mimar Sinan tarafından yeniden inşa edilmiş.  Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde camiyi ''helal para ile yapılmış cami'' olarak anlatır.

Evliya Çelebi'nin anlatımına göre, İstanbul'daki evinde uykuyla uyanıklık arasındaki rüyasında kendisini bu camide görür. O sırada cami nurlu bir cemaatle dolar. Yanına oturan kişiye kim olduğunu sorar. Kendisi Sahabeden Sa'd bin Ebi Vakkas'tır.

- Ey Evliya Çelebi, Birazdan buraya bütün peygamberlerin ruhları, bütün sahabe, bütün alimlerin ruhları gelecek en sonunda Peygamber Efendimiz, torunları Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin, Ehlibeyt ve Oniki İmam bu camiye gelip sabah namazı kıldırıp gidecek'' der.

Hz.Peygamber camiye teşrif ettikten sonra Hz.Bilal-i Habeşi ile beraber kamet getirip müezzinlik yapar. Hz.Peygamber sabah namazının farzını kıldırdıktan sonra Evliya Çelebi Kur'an Kerim okur.

Daha sonra Evliya Çelebi büyük bir heyecan içinde; ağlayarak Peygamberimiz (s.a.v)'in elini öper ve "Şefaat Ya Rasulullah" diyecek yerde Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in heybetinden ve güzelliğinden dolayı dil sürçmesi olur "Seyahat ya Resulallah!" der. Bu dil sürçmesi Resulullah (s.a.v)'in çok hoşuna gitmiştir; tebessüm ederek: "Şefaat ettim, sıhhat ve selâmetle seyahat eyle! Fâtiha!" buyurur.

Sadece Sa'd ibni Ebi Vakkas (r.a) durur ve belinden sadağını çıkarıp Evliya Çelebi'nin beline kuşattıktan sonra şu öğütleri verir: "Yürü korkusuzca gaza eyle ve Allahın hıfzında (korumasında) ol. Sana müjde olsun ki, bu mecliste ne kadar mübarek ruhlarla görüşüp elini öptünse, cümlesini ziyaret etmek müyesser olur. Dünyayı gezen benzersiz gezen tek seyyahı olursun. Gezip dolaştığın memleketleri, kaleleri, ilginç ve garip eserleri, oraya ait olan meşhur yiyecek, içecek, giyecekleri anlatan bir eser yaz. Dünyada ve ahret de benim oğlum ol. Ekmek ve tuz hakkını gözet. Sadık bir yâr ol. Yaramaz kişilerle yâr olma. İyilerde iyilik öğren!"
Sa'd ibni Ebi Vakkas (r.a) bu öğütleri verdikten sonra, Ahi Çelebi Camii'nden çıkıp giderken Evliya Çelebi'ye "Önce bizim İstanbulcuğumuzu yaz!" dedi.

Bizde yıllardır bu duaya mazhar olmak için gezip dururuz Çelebi'nin izinde. Şimdi Evliya Çelebi'ye huşu içinde bir Fatiha okuma zamanı.

Çeşme


Süleymaniye'den Ahi Çelebi Camii
Ahi Çelebi Camii Kapısı

Bilgilendirme Kitabesi
Boğaz Köprüsü, Galata Köprüsü ve Ahi Çelebi Camii


9 Ağustos 2014 Cumartesi

Şehzade Mehmet Türbesi : Evlat Acısının Çinilere Yansıması

Şehzade Mehmet Camii ve Türbesi

Fatih Şehzadebaşı'nda İstanbul Büyükşehir Belediye'sinin karşısında İstanbul'un en güzel camilerinden birisi olan Şehzade Camii yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan'a kendi adına bir cami yapmasını emrettik sonra Şehzade Mehmet'in genç yaşta vefat etmesi üzerine camiye onun adını vermiştir. Ayrıca şehzade için çok zarif bir türbe inşa edilmiştir.

Mimar Sinan, Kanuni'nin üzüntüsünü çok iyi anlamış olmalı ki türbede ancak genç bir şehzadenin kaftanlarında kullanılabilecek sarı yeşil gibi açık renk çinilere yer vermiş. Bu özelliği ile diğer Osmanlı türbelerinden ayrılmaktadır. Ayet-el Kürsi başta olmak üzere bir çok ayeti türbeyi çevreleyecek şekilde çinilere yerleştirmiş.

Türbede Şehzade Mehmet'in sandukasının üzerindeki ahşap yapı dikkati çekmektedir. Esasen Kanuni Sultan Süleyman tahtı olup ters çevrilerek türbeye yerleştirilmiş. Bundan murad Sultan Süleyman'ın kendinden sonra padişah olarak Şehzade Mehmet'i düşündüğünü söylenir. Şehzade Cihangir'de bu türbede medfundur.

Şehzade Camii ve Şehzade Mehmet Türbesi
Sultan Süleyman'ın ters yerleştirilmiş tahtı
Mimar Sinan meşhur sözünü bu cami için söylemiştir. “Şehzade çıraklık, Süleymaniye kalfalık, Edirne Selimiye de ustalık eserimdir” diyecektir. Sinan eserleri arasında ilk basamak olarak gösterse de Sultanahmet ve Yeni Camii yapılırken Şehzade Camii'nin planı geliştirilerek kullanılmış. İsmi çok bilinse de diğer camilere göre daha az ilgi görmektedir. Külliyenin haziresin de ayrıca meşhur Rüstem Paşa'nın  türbesi yer alır.

Bu cami ile ilgili uydurulan meşhur bir efsane vardır.  İddaya göre Mimar Sinan tarafından 400 sene sonraya bir mektup yazılmış. Son yıllarda internette hızla yayılan bu iddaa tamamen hayal ürünüdür. Sinan için uydurulan Mihribah Sultan Camileri ile ilgili yalanda olduğu gibi bu mektuba da itimat edilmemesi gerekir.

Şehzade Mehmet Türbesi'nin çinileri genç bir şehzade kaftanının desenleri gibi

Şehzade Camii Kubbesi
Şehzade Camii Minareleri
Şehzade Camii Minber ve Mihrabı

Şehzade Camii Su Terazisi
Şehzade Camii sütununda  tavus kuşu desenli vav hattı 
Rüstem Paşa Türbesi
Şehzade Mehmet'e Dua


Şehzade Camii türbe yoluna kırık mezar taşları döşenmiş




 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys