30 Ekim 2014 Perşembe

Saat Kuleleri : Zamanın Tanıkları


Anadolu'da seyahat ederken saat kuleleri ile karşılaştığımda o şehre karşı her zaman bir sempati duymuşumdur. Demiryolu gibi geç gelmesine rağmen saat kuleleri bu topraklar tarafında çabucak sahiplenilmiş. Özellikle Sultan II. Abdülhamid Han'ın öncülüğünde yurdun dört bir tarafında yayılmış saat kuleleri. Şehirlerin odak merkezi olmuşlar. Halk tarafından büyük teveccühle karşılanmışlar. Benim saat kulelerine yakınlığım da bundan olsa gerek.

Saat kuleleri Avrupa'da 14.yy itibaren yapılmaya başlanmış olmasına rağmen ülkemizde 18. ve 19. yy'larda ancak yaygınlaşmış. Bunun en büyük sebebi müslümanların halihazırda günlük zaman dilimlerini belirleyen 5 vakit ezan gibi bir mekanizmalara sahip olmasıdır. Minareler doğal bir saat kulesi vazifesi görerek insanların ihtiyaçları karşılamaktaydı. Müslümanlar bilimadaları da kum saati, güneş saati, su saati hatta fil saati gibi icatlar yaparak bu vakitleri belirlemeyi kolaylaştırmaya çalışmışlardı. ( Bakınız : İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi). Özellikle güneş saatleri şehirlerin büyük camilerinde yeralmaktaydı. Bununla birlikte muvakkithaneler de saatleri belirlemekte işlev görüyordu.

Osmanlı'da 17.yy'dan itibaren Avrupa'daki bilim ve sanayideki gelişmeleri takip etmek için çeşitli reform hareketleri başlatıldı. Saat kuleleri de bu batılalaşma hareketinin simgesi haline gelmiştir. Evliya Çelebi'nin Seyehatnamesinde de geçen kayıtara göre Osmanlı topraklarında ilk saat kulesi 1577'de Üsküp' yapılmıştır. Anadolu'da inşa edilen ilk saat kulesi ise 1797 tarihli Safranbolu saat kulesidir.

Sultan II. Abdülhamit saat kulelerinin yapımına büyük katkısı vardır. Sadece bu dönemde 144 saat kulesi yaptırılmış. Özellikle Abdülhamid Hanı'n tahta çıkışının 25. ve 30. yıl dönümlerinde şehirlerin valileri saat kulesi yaptırıp sultana sunma yarışına girmişler. Bunlar içinde ise en görkemlisi elbette İzmir Saat Kulesi olmuş. Kendisi kadar açılışısı oldukça şatafatlı olmuş. 100 yıldan fazla olmasına rağmen halen İzmir'in en önemli olaylarında bir tanesidir.

Saat kulelerinin yapımı Cumhuiyet dönemi valileri tarafında da devam etmiştir. Halen şehirlerin simgesi durumundaki bir çok kule bu dönemde yapılmıştır.

Şehirler için bu kadar önemli olmalarına karşın saat kulelerine karşı genel bir vefasızlık gösterilmiş. Bir çok kule kasti sebeplerden yıktırılmış yada kaderine terk edilmiştir. Bunun altında tek bir sebep aklıma geliyor. Bu eserlerin Abdülhamid Han emri ile yaptırılmış olması. Bende oluşan intiba bu. O kadar çok örneği varki. Edirne Saat Kulesinin dinamitle patlatılması, Amasya Saat Kulesinin köprü inşaatı için yıkılması en hazin olanları. İzmir Saat Kulesi bile ciddi bir tamir görmemiş hatta üzerindeki Osmanlı tuğralı işlemeleri kaldırılmıştır.  Sivas Kalesinde yıkılan bir saat kulesinin varlığı bile yıllar sonra farkedilmiştir.

Genellikle şehirlerin meydanlarına inşa edilmekle birlikte, tepelere yapılarak sadece çanı ile işlev göre saat kuleleri de bulunmaktadır. Göynük saat kulesi bunun en güzel örneğidir. İstanbul'da ki saat kuleleri Anadolu şehirlerinde önemli bir figür olamamışlardır. Kule formunda en önemlisi olmabahçe Saat Kulesidir. Diğerleri Hamidiye Saat Kulesi, Şişti Etfal Saat Kulesi ve Tophane Saat Kulesidir. Bunların haricinde İstanbul'da çatılarda yada  binaya bitişik nizamda saat kuleleri yaygındır. Haydarpaşa ve Sirkeci Garları, İstanbul Üniversite Kapısı örnek gösterilebilir. .

Günümüzde bile ihtiyaç olmamasına rağmen saat kulelerine büyük ilgi vardır. Özellikle simgesel bir yapısı olmayan il ve ilçeler saat kuleleri yaparak bu açıklarını kapatmaya çalışmaktalar. Ancak sonrada yapılan saat kulelerinin başarılı örnekleri çok az sayıdadır. Gayri ciddi örnekleri özensiz bir şekilde inşa edilmeye devam etmektedir.

Yolculuklarımızda karşılaştığımız gönlümüzde yer edinen saat kulelerinden kesitleri aşağıda bulabilirsiniz. Yeni saat kuleleri ile tanışınca listeye eklenmeye devam edilecektir.

Amasya Saat Kulesi : 

1860 yılında Ziya Paşa tarafında yaptırılan Amasya Saat Kulesi, 1940 yılında dönemin valisi tarafından köprü inşaatı sebep gösterilerek yıkılmış. Günümüzdeki kule ise 2002 yılında tarihteki özgün formunda uzak bir şekilde tekrar inşa edilmiş.

Amasya Saat Kulesi 

Balıkesir Saat Kulesi

İlk olarak 1827 yılında Galata kulesinin bir replikası olarak inşa edilmiş ancak 1897 yılındaki depremde yıkılmıştır. Günümüzdeki yapı 1902 yılında tekrar yapılmıştır.
Balıkesir Saat Kulesi

Balıkesir Ayvalık Saat Kulesi

1870 yılında inşa edilen Agios Yannis Kilisesinin çan kulesine küçük bir kat eklenrek saat kulesi haline getirilmiştir. 1928 yılında camiye çevrilmesinden sonra Saatli Cami olarak anılmaya başlanmıştır.
Ayvalık Saatli Cami

Bolu Göynük Saat Kulesi 

1923-1924 yılında milli mücadelede anısına yaptırılmıştır. Kadransız olarak edilen kule Akrebin Yolculuğu filmine ev sahipliği yapmış. Ne yazıkki yine film çekimi sırasında yanarak yok olmuş. 2001'de aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiş.

Göynük Saat Kulesi 

Bolu Mudurnu Saat Kulesi 

Ahşap saat kulelerin nadir örneklerinde Mudurnu Saat kulesi ilk olarak 1890 yılındı yapılmış. Daha sonra 1905 ve 1960 altında çıkan yangınlar sonrası iki kere daha yapılmak zorunda kalınmış.

Mudurnu Saat Kulesi 

Bursa Yenişehir Saat Kulesi

Bursa'nın tarihi ilçesinde yer alan Yenişehir Saat Kulesi ilk olarak 1906 yılında inşa edilmiş. Yunan işgalinden yıkıldıktan sonra 1936 yılında Zafer anıtı olarak tekrar inşa edilmiş.  


Çanakkale Saat Kulesi

Çanakkale Saat Kulesi Sultan II.Abdülhamid'in tahta çıkışının 20.yılı anısına 1897-1898 yılında Cemil Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Çanakkale Saat Kulesi abdülhamid 20.yıl
Çanakkale Saat Kulesi

Edirne Saat Kulesi

Yakın tarihte devlet eliyle yapılan vandallıklara en iyi örnek Edirne Saat Kulesi olsa gerek. Mekedonya Kulesi olarak adlandırılan eski Edirne Roma Surlarının burçlarından bir tanesi üzerine inşa edilen saat kulesi 1953 yılında şehir siluetini bozduğu gerekçesi ile dinamitle patlatılmış. 

Edirne Saat Kulesi

İzmir Saat Kulesi

Saat kulelerinin Sultanahmeti dense yeridir. 1901 yılında Kamil Paşa tarafından şatafatlı bir törenle açılmıştır. Endülüs mimarisinin ülkemizdeki az sayıdaki örneklerinden bir tanesidir. 
İzmir Saat Kulesi

İzmir Bergama Saat Kulesi

Bergama Saat Kulesi, 19.yy'da hükümet konağı olarak inşa edilen günümüzde ilçe emniyet müdürlüğü olan binanın çatısında yer almaktadır. 
Bergama Saat Kulesi

İzmit Saat Kulesi

İzmit'in simgesi, aynı zamanda en estetik tarihi saat kulelerinde bir tanesidir. 

İzmit Saat Kulesi

Safranbolu Saat Kulesi : 

1797 tarihli Safranbolu saat kule Anadolu'da inşa edilen ilk saat kulesidir. 200 yıllık kadranı halen çalışır durumda olması ile ünlüdür. 

Safranbolu Saat Kulesi

Şanlıurfa Saat Kulesi

Şanlıurfa Ulu Cami avlusunun kuzeybatı köşesinde Haçlı Kontluğu döneminde kalma kilise çan kulesi 1927-1945 yılları arasında Urfa Saat Kulesi’ne dönüştürülmüştür.
Şanlıurfa Saat Kulesi

Tokat Saat Kulesi

1901 yılında Bekir Paşa tarafından yaptılan Tokat Saat Kulesi şehir günlelik yaşamında büyük yer kaplar. Günümüzde bile iftar vakitlerinde kullanıma devam etmektedir. 33 mtlik kulenin belki de en önemli özelliği yapılışından itibaren alt katında bir saat dükkanının olması. Saatçi kulenin bakımından sorumludur.  

Tokat Saat Kulesi

İstanbul Saat Kuleleri

Dolmabahçe Saat Kulesi

İstanbul'daki saat kuleleri içinde en güzel olanı. Yine Abdülhamid tarafından 1894 yılında Balyan ailesine yaptırılmış. 
Dolmabahçe Saat Kulesi

Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall Binası Saat Kulesi

Boğaziçi Üniversitesi Saat Kulesş


 Büyükada Saat Kulesi


Büyükada Saat Kulesi

 Haydarpaşa Garı Saat Kulesi


Haydarpaşa Garı Saat Kulesi

İstanbul Üniversite Kapısı Saat Kuleleri


İstanbul Üniversitesi Saat Kulesi


 Sirkeci Garı Saat Kuleleri

Sirkeci Garı Saat Kulesi


Deniz Hastanesi Saat Kulesi

Deniz Hastanesi Saat Kulesi

Fener Rum Erkek Lisesi ( Kızıl Kilise)

Fener Rum Erkek Lisesi Saat Kulesi

Tophane Saat Kulesi

Tophane Saat Kulesi





21 Ekim 2014 Salı

Dikmen Yaylası'ndan Çiğdem Yaylası'na Sonbahar Geçişi

Dikmen Yaylası

Uzun bir aradan sonra yine dağlardayız.  Bize her YOL mübah sloganı ile sisli soğuk bir havada Sakarya'nın Hendek ilçesinin yaylalarında 20 km yürüdük. Hendek'e küçük bir Karadeniz desek mübalağa etmiş olmayız. Zaten yöre insanı 1900'lü yıllarda Trabzon'dan göçmüş bu bölgeye. Haliyle dağları, ormanları, yaylaları görüncü vurulmuş yurt edinmiş kendilerine.

Yürüyüşümüzün başlanıgıç noktası Düzce ile sınırında yer alan  Dikmen Köyü.  Yaklaşık 7 km'lik yürüyüşle 1580 mt rakımlı sahip Dikmen Yaylasına çıktık. Yayla evlerinin müthiş bir güzelliği var. Ahşap mimariyi korusa da saç kaplamalar yaygınlaşmış. Etrafı yüksek çam ağaçları ile çevrili. Yaylanın dağ çilekleri meşhurmuş. Bu mevsimde göremedik haliyle. Ağustos'ta şenlikler olduğu zaman gelinmesi gerekiyor.

Dikmen Yaylası

Yayla evlerini arkamızda bırakarak yoğun sis altında Sakarya'nın en yüksek noktası olan Dikmen Tepesi(1727 mt)'ne tırmandık. Görüş mesafesi bazen 1-2 mt'ye bile düştü. Buna rağmen çok keyifliydi. Elbette birazda yorulduktan sonra.


Tepeden aşağıya inişe geçip ormanın içinden devam ettiğimizde sonbahar olanca güzelliği ile bizi karşıladı.  Güneşin bulutların arasından kafasını çıkartıp sisi dağıttığı zamanlarda yeşil çam ağaçlarının arasındaki tüm hazan renkleri pastel bir yağlı boya tadında bir manzara oluşturuyordu. İnsana her ölümün bir diriliş olduğunu hatırlatan ilahi bir gösteriydi sanki.


Yürüyüşümüzün 12.km'sinde Beşoluk Yaylası'nda molamızı verdik. Daha küçük bir yayla olmasına rağmen hayran kalacak kadar güzel evleri var. Yayla evlerinin birisinin içinde yemeklerimizi yedikten sonra tekrar yola koyulduk.

İnişli çıkışlı bir parkurun sonunda Türkiye'nin en güzel on yaylası arasında kabul edilen Çiğdem Yaylasına ulaştık. Yaylanın ismi geniş bir alana yayılan topukotu denilen çimlerini kaplayan çiğdemlerden gelmekte. Yaz aylarında tüm bu alanı insanların doldurduğu şenlikler düzenlenmekte.
Dağın başında ormanın ortasında  irice bir köy büyüklüğünde. Çevresi  dev çam, köknar ve kayın ağaçları ile kaplı. İnsanın buralarda yaşamaya isteği artıyor.


Çiğdem Yaylası 
Çiğdem Yaylası'ndan sonraki son durağımız ise Turanlı Yaylası. Yaylaya geldiğimizde artık gün batmak üzereydi. Kapalı havadan günbatımını yaşayamadık. Son karelerimizi sisin yayla göletini ve evlerini tamamen kapatırken çektik. Gölet kısa bir zaman önce orman yangınlarında helikopterle müdahele için yapılmış. Ayrıca gölete bırakılan yavru alabalık sayesinde avlanmak içinde kullanılır olmuş.

5 yıl Sakarya'da üniversite okumuş olmama rağmen böyle bir yerin varlığından haberdar değildim. Öyleki Sakarya'da halkının büyük çoğunluğunun bilmediğini düşünüyorum. Sonbaharın kendini iyicene hissettirdiği kışın yaklaştığı bu günlerde çok keyifli bir faaliyet oldu. 17 kişilik ekipte herkes büyük bir haz alarak tamamladı yürüyüşümüzü. Rehberimiz Timuçin Yusumut'a bu güzelliklerle bizi tanıştırdığı için teşekkür ediyorum.

Yol bitti. Geriye fotoğraflar ve hikayeler kaldı.

Fatih YILDIZ
Timuçin Yusumut ve Ekibi
Beşoluk Yaylası


Dikmen Yaylası Camii



















Turanlı Yaylası ve Göleti




 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys