11 Kasım 2014 Salı

Sonbaharın Çığlığı Yedigöller


Yedigöller, Türkiye'de son baharın en güzel yaşandığı yerlerinde başında gelir. Bir kaç kere hatta kışın karla kaplıyken bile görmeme rağmen sonbaharda görmek kısmet olmamıştı bir türlü. Çok yoğun bir çalışma döneminde olmama rağmen bu yıl Yedigöller'e gitmek için her fırsatı kolladım. Yavuz'la kamp yapma planlarımız olmasına rağmen günübirlik turla yetinmek zorunda kaldık. Buna rağmen Yedigöller'in en güzel zamanında gitmiş olmamız bizim için yeterliydi. Yakından takip ettiğim XXL fotoğraf grubu ile güzel bir gezinti yapmış olduk.

Yedigöller, Bolu, Düzce ve Zonguldak'ın kesiştiği bir noktada etrafı dağlarla çevrili muhteşem doğaya sahip bir bölge. İsmini irili ufaklı yedi gölden alıyor. Göllerin hepsi heyelan sonucu oluşmuş. Yukarıdan aşağı doğru sıralanmaktalar. En yukarıdaki göl ile en aşağıdaki göl arasında 100 mt kot farkı var.  Tepelerde çam ağaçları varken çukurda göllerin olduğu bölge yapraklarını döken ağaçlarla kaplı. Bu nedenle her mevsim görülmesi gereken bir yer olsa da sonbaharda muhteşem bir güzelliğe bürünüyor. Hele hele göllerin üzerindeki yansımalarla hazan mevsimi taçlanıyor sanki. Doğa yeni bir mevsime hazırlanırken oluşan pastel renkler insanın ruhunu okşuyor sanki. Yamaçlardan akan suların oluşturdu küçük şelalelerle bu renk senfonisi çığlığa dönüşüyor. Ne tarafa baksanız yağlı boya tadında manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Çekilen meşakkatli yola rağmen insanın defalarca gelmek isteyeceği bir yer.

Bu geziye özel olarak büyük kızım için aldığım kırmızı vosvosla objeli çekimler yaptım. Ne de olsa o da bir yolcuydu. 60'lı yılların gezgin gençliğinin simgesiydi. 2.Dünya savaşında Hitlerin emri ile üretilen vosvoslar   nam-ı diğer tosbalar daha sonra savaş karşıtlığının simgesi olarak yollara düşecekti. Bir yol sevdalısı olarak bizim bir vosvosla çekim yapmamızdan daha doğal bir şey olamazdı.

Yedigöller'in cazibesine kapılıp yola çıktık beraber. Önce şelalerde çekimler yaptık. Göl kenarında dolaştık sonra. Ağaçların arasında gazellerin kokusunu hissettik. Tam günü bitiriyorduk ki aklımızda bile olmayan bir şeyle karşılaştık. Zonguldak Wolkswagen Derneği'nin   renk renk vosvosları sıralanmıştı. Araç sahipleri ile  hem sohbet ettik hem oyuncak vosvosumla beraber fotoğraf çektirdim.

Bu güzel tesadüf bana güzel fikirler verdi. Oyuncağımla berabere yola devam etme kararı aldım. Gittiğim yerlere onu da götüreceğim artık. Bana yarenlik edecek. İsmini bile koydum. Onu artık Yoldaki Vosvos olarak çağıracağız. Gidecek çok yolumuz var onunla artık. Gelmek isteyen takılsın peşimize.  Yoldaki Vosvos'un maceraları eğlenceli bir dil ile karşınızda olacak.


Yedigöller'in Gölleri

Sazlıgöl : Etrafı sazlarla üstü yemyeşil polenlerle kaplı bir göl.
İncegöl : Adı üstünde ipincecik bir göl.
Nazlıgöl : Nazlımı nazlı ama geniş sayılabilecek bir göl. 5-10 mt derinliği bulunmakta.
Kurugöl : Göl demeye bin şahit lazım. Sadece bahar aylarında Nazlıgöl'ün taşan sularının oluşturduğu bir iki ay ömrü olan bir göl. Adı üstünde Kurugöl.
Deringöl :  Büyükgöl'den daha derin olmasa da 10 mt derinliği ile  Deringöl ismini almış.
Büyükgöl : Göllerin en büyüğü ve en güzel manzaraya sahip olanı. Köprüsü ve iskeleleri ile fotoğrafçıların kalbini fetheden bir göl.
Seringöl : Su sıcaklıkları aynı olsa da daha çukurda kaldığından bu ismi almış olsa gerek.



Yedigöller'in Hikayesi

Yedigöllerle ilgili anlatılan efsanelerden en dokunaklı olanı Bolu Bey'inin oğluyla ilgili. Bir zamanlar Yedigöller'de çaresizlere çare,  dertlilere derman, tül kanatlarında mutluluk taşıyan ve bunları cömertçe insanlara bağışlayan iyilik perileri yaşarmış. Bir gün Bolu Beyi’nin oğlu buralarda av yaparken, ak güvercinin  peşine düşmüş. Güvercin daldan dala, kona göçe Yedigöller’in bulunduğu  yere gelmiş. Bolu Beyi’nin oğlu tam yayını gerip, okunu salacağı zaman güvercin, dünya güzeli  bir peri oluvermiş. Oğlanın aklı başından gitmiş, dizlerinin bağı çözülmüş, yayını geren parmakları gevşeyivermiş. Ok da hedefine ulaşmış. Peri kızı kalbinden vurulmuş. Bir ah sesi, bir kara bulut, bir gök gürültüsü, yer kaynamış, gök ağlamış. Az sonra çağlayan dereler, kaynayan dağlar,bu olaydan sonra buradan çekilip gitmişler. Akan sular, kaynayan pınarlar  peri kızının kanı canıymış, su sesleri de onun iniltileri. Ağlayan perilerin göz yaşları orda burada öbek öbek toplanmış göl olmuş.



Nasıl Gidilir

Bolu'dan 42 km'lik çok uzun ve zorlu bir yolla ulaşılıyor. Yaklaşık 20 km tırmandıktan sonra kalan mesafeyi dik bir şekilde inmek zorunda kalıyorsunuz. Bu nedenle kış aylarında bu yolu kullanmak oldukça tehlikeli. Mengen üzerinden gelinmesi gerekiyor. Düzce'nin Yığılca ilçesi üzerinde gelen bir yol olmasına rağmen ancak arazi araçları ile gelinebilir. Kış hariç tüm mevsim acentalarla gitmeniz mümkün. Özellikle sonbaharda ziyaretçi akınına uğruyor.



Nerede Kalınır

Yedigöllerde kalmak isterseniz çadırdan vazgeçmemelisiniz. Deringöl ve Büyükgöl arasındaki bölge çadırlar için ideal bir yer. Konfordan vazgeçeyen için karavan yada bungalov evleri tercih edebilirler. Yemek yemek için cafe ve restoran olsa da kendi yiyeceğinizi yanınıda getirmenizi tavsiye ederiz.












0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys