28 Kasım 2015 Cumartesi

İlk Operada Hayal Kırıklığı : Başka Dünya

Opera - Baska-Dunya
Tiyatroya olan ilgimi bir adım öteye taşıyarak bir opera izlemeye karar verdim. Daha önce hiç gitmediğim için yapılan espriler haricinde bir fikrim de yoktu. Kadıköy'de Bahariye Caddesi'ndeki Süreyya Opera Binası'nda gösterimlerini yapan  Kültür Bakanlığı'na bağlı İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nden Başka Dünya operasına bilet aldık.  Hiç bir önyargımız olmadan sadece operayı tanımak için gittiğimiz için oyun hakkında hiç bir araştırma yapmamıştık. Ancak büyük bir hata ettiğimizi sonradan anladık. Oyunun sonunda büyük bir hayal kırıklığı bizi bekliyordu. 

Genel itibari ile operadan büyük keyif aldım. Farklı bir lezzet kattı diyebilirim. Bir klasik müzik konseri ile tiyatro oyunundaki keyfi aynı anda alıyorsunuz. Orkestra sahnenin altına konumlandırılmış olması ve sadece şefin baş ve kollarını görüyor olmanız farklı bir hava katıyor. Derinlerden gelen bir müzik ziyafeti. Bunların deneyimlemek bile çok güzeldi.

Metal basamaklarla oluşturulan ve  zindan havası verilmiş bir sahne tasarlanmış. Farklı renkle ışıklarla aydınlatılan camdan duvarları var. Böylece duvarın arkasında gölge efekleri uygulanabilmekte. Duvara projeksiyonla yansıtılan görüntülerle sahne zenginleştirilmiş.

Oyun zindana atılan Bilgin isimli karakterle açılıyor. Stalin tarzı pos bıyığı ve kıyafeti ile sosyalist olduğu aşikar. Sonra kalabalık bir polis ordusu ile Başkan giriyor sahneye. 1950'lerin Amarikan polislerine benzeyen kıyafetleri ile. Başkan karakteri ile günümüz siyasetine bir atıf kolaylıkla anlaşılıyor.

Sonra Leyla ile tanışıyoruz. Bilgin'in kızı. Başkan, Bilgin'i keşfettiği yeni gezegene götürmesi için Leyla ile tehdit ediyor. Gökyüzü çoktan maviliğini yitirip külrengi olmuş sözü operanın ana teması. Karamsar bir hava çiziliyor. Dünyada baskıcı bir yönetim hakim. Doğa katlelidilmiş. Daha çok kar uğruna insanlar mutsuz edilmiş. Bu hali ile distopya tanımlanmaya çalışılmış. Ütopya "güzel bir yer" iken distopya "kötü bir" yerdir.

Bilgin gizlice yeni gezegene gidiş yolunu kızına gösterir. Leyla bir yolunu bulup bu yeni gezegene gider. Yeni gezegenin karakteri ise şaşırtır izleyiciyi. Yunan mitolojisinde tanrıların tanrısı Zeus ve onun karısı evlilik tanrısı Hera karşımıza çıkar. Zeus'un farklı kılıklara girerek çapkınlık yaptığı hatta Herkül gibi yarın tanrı çocukların olduğu malum. Oyunda da Leyla'ya aşık olur ve tanrılığı bırakıp insan olmayı seçer.  Leyla ile Zeus'un aşkı. Opera yeşilçam filmine döndü bir anda.

Buraya kadar masum bir şekilde devam eden oyun Başkan, Bilgin'i de alarak yeni gezegene gelmesi bir anda değişir. Solcu bir yazarın "Başkan" ile kimi kastettiği çok açık. Ancak Zeus'un dilinden dökülen kelimeler daha şaşırtıcı. Çok tanıdık bir ismin cümlelerini duyunca irkildim. Bu dakikadan sonra oyun benim için acabalar ile devam etti.

Başkan, insan Zeus'la mücadeleye girişir.  Başkanın dilinden güncel basir siyaset malzemesi kelimeler dökülmeye başlayınca işin rengi belli olmaya başladı. Hele ki seyircilerin brovoları havada uçuşmaya başlayınca sığ  düşünceli elit kesimin kendini tatmin ettiği basit bir oyunun içine düştüğümüzü anladık. Bu dakikadan sonra oyunu alkışlamayı bıraktım.

Başkan, İnsan Zeus'u öldürünce bir matem havası devam etti temsilde. Ancak bir müddet sonra beklenmedik bir şey oldu. Tanrı Zeus dirildi. Başkan kaçtı. Bildik cümlelerle Zeus yüceltildi. Başkan yerildi.

Bir sonraki sahnede  Bilgin, günümüz dünyasında bir Profesör olarak karşımıza çıktı. Hera ise profesörün Karısı olarak. Tüm yaşananlar bir rüyadır aslında. Ancak mutlu sonla bitmez. Bir komser ve polis ordusu girer sahneye. Profesör tutuklanır. Bir baba olarak etkilendiğim sahne ise Leyla'nın küçüklüğü olarak çıkan küçük çocukla babasının vedası oldu. Oyun bittiğinde brovalar, alkışlar havalarda uçuştu yine. Biz ise yerimizde kaldık öylece. Kendini bir kaç sözle ile tatmin eden insan guruhunun sakinleşmesini bekledik.

Malumunuz oyunda baskıcı, diktatör olarak gösterilen Başkan karakteri ile bu ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kastedilmekte. İşin ironik tarafı ise bu operanın Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurum tarafında sahneye konması. Daha ilginci ise operanın bestecisi ve orkestra şefi Selman Ada'nın, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın da şefi ve aynı zamanda İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü olması.Öyle bir diktatör düşünün ki kendisine bağlı bir kurumda tarafında hakaret edilmesine izin versin.

Ancak operada beni rahatsız eden sadece bu olmadı. Yerlerden sürünen yaratıkların etrafında dolaştığı, yüceler yücesi olarak gösterilen, efsaneler ölmez denilerek tekrar diriltilen Tanrı Zeus'un ağzından Atatürk'e ait sözlerin sarf edilmesi sarstı beni. Atatürk'ün tanrısal bir figür olarak gösterilmeye çalışılması kabul edilemez. Cumhuriyet'in ilk dönem ünlü şairlerinden  Kemalettin Kamu'ya ait "Çankaya yeter bize/Kabe Arabın olsun" dizesi geldi hemen aklıma. Halen bu düşüncede insanlar olduğu düşünmemiştim. Açıkçası  10 Kasım'da Atatürk'ün ölümsüz olduğunu ifade eden cümleler kullanılmasını, 1938 yerine 193∞ yazılmasını sadece fikirleri açısından söylendiği algılamıştım. Ancak bu operada fiili olarak bir tanrılaştırma çabasına girilmiş olduğu da görmek üzdü beni.

İlk opera denememin böyle kötü bir kurgu ile biten bir temsil olmasını istemezdim. Bu yüzden Türk operası ile başlamanın hata olduğunu düşünüyorum. Başka operalara tekrar gideceğim ki bu kötü izleri sileyim hatıralarımdan.

Başka Dünya Operası

Başka Dünya Opera Bilgileri : 

Besteci: Selman ADA
Libretto: Tarık GÜNERSEL
Orkestra şefi: Selman ADA / Zdravko LAZAROV
Sahneye koyan: Yekta KARA
Dekor: Ferhat KARAKAYA
Kostüm: Ayşegül ALEV

Zeus: Caner AKGÜN / Eralp KIYICI
Leyla: Evren EKŞİ / Gülbin GÜNAY
Başkan: Bülent KÜLEKÇİ / Emrah SÖZER
Hera: Aylin ATEŞ / Nesrin GÖNÜLDAĞ
Soytarı: Ahmet BAYKARA / Çağrı KÖKTEKİN
Bilgin: Kenan DAĞAŞAN / Gökhan ÜRBEN




Süreyya Opera Binası :

Süreyya Operası, Kadıköy Bahariye Caddesi üzerinde İstanbul milletvekillerinden Süreyya İlmen (Süreyya Paşa) tarafından yaptırılıp 1927 tarihinde tiyatro ve opera gösterimleri için yapılmış.Ancak 2005 yılına kadar sinema salonu (Süreyya Sineması) olarak hizmet vermiştir. 2007 yılında Kadıköy Belediyesi tarafından restore edilerek tekrar operaya dönüştürülmüştür.  


22 Kasım 2015 Pazar

Nevmekan : Hangardan Kültür Merkezine Yeni Bir Mekan


Nevmekan

Bugün tembellik hakkımı kullanarak biraz dinlenmek istedim. Sokak sokak yürümek yerine Üsküdar'da yeni keşfettiğim bir mekanda kahvaltı yapıp arkadaşımla sohbet etmeye ayırdım. Mekanın ismi Nevmekan. Tahmin ettiğiniz dışında "nev" Farsça "yeni" demek. Mekan yeni olsa da bina çok eski. Yaklaşık 100 yıllık bir yapı. İETT'nin Üsküdar-Bağlarbaşı-Kısıklı tramvay hattının hem hangarı hem de elektrik santali olarak inşa edilmiş. Üsküdar'da tramvay mı varmış dediğiniz duyar gibiyim. Evet 1966 kadar hizmet vermiş. Daha sonra İstiklal, Moda gibi tramvay hatları ile birlikte kaldırılmış. Diğerleri tekrar hizmete alınsa bile maalesef Üsküdar hattı tekrar yapılmadı.

Üsküdar tramvayı İskele meydanında hizmet verirken

Uzun yıllar otobüs garajı olarak kullanılan binanın arsasına önce İETT kültür merkezi inşa edilmiş. Bir dönem ulaşım müzesi olarak kullanılan bina Ekim ayında ortalarında Üsküdar Belediyesi tarafından kafe daha doğrusu kültürümüzdeki karşılığı olarak kıraathane olarak tekrar düzenlenmiş. Çünkü geniş bir kütüphanesi var.

Mekanın en önemli özelliği sakinliği. Kitaplar olması çok farklı bir hava katmış. İnsan ister istemez kütüphanede gibi hissediyor kendini. Çalışan hoş müziklerle de kitap, dergi okumak için ideal bir ortam oluşturulmakta. Farklı konserler söyleşiler, açılışlar, sergilerle de bir kültür merkezi görevini ifa etmeye devam etmekte. Kitapların haricinde mekanın çok güzel bir saat koleksiyonu var. Çeşitli tarihi saatler görülemeye değer.

Nevmekan'ın kütüphanesi sayesinde sakin bir atmosfer sağlanmış
Binanın içinde büyük bir vinç var. İlk gördüğümde bir anlam verememiştim. Elektirk santrali olduğu dönemde trafoları taşımak için bu vinç kullanılmış. Şimdi çok farklı bir amaçla hizmet etmekte. Mekanda konser ve söyleşiler de düzenlenmekte. İşte bu amaçla bir sahne yapılmış. Etkinlik olmadığı zamanlar bu sahne vinçle havaya kaldırılmakta.

Vinç kullanılarak indirilen sahne. 

Uzun yıllardır Üsküdar'a giderken kullandığım yol üzerinde olmasına hatta dikkatimi çekmesine rağmen durup bu binaya bakmamıştım. Instagramda bir arkadaşın profilinde fotoğrafını görünce çok şaşırmıştım. Hatta şu yorumu yapmıştım : "Yolda durmadan iz toplanmıyor" . Bu hafta sonunu da dururak iz toplamaya ayırdım bende.

Yoldaki Fatih mekanı keşfederken 

İETT Tramvay Hangarı Tarihi : 



Binanın yapımına Evkaf Nazırı Hayri Bey tarafından Alemdağ ormanlarından odun, kömür ve Taşdelen menbaından iyi su nakletmek amacı ile 1911 yılından başlanmış. Ancak I.Dünya savaşından devam etmesi dolayısı ile tamamlanamamış. Daha sonra Üsküdar Havagazı Şirketi’ne verilen elektrik imtiyazı sayesinde sadece elektrik üretilmek amacı ile kullanılmış. Cumhuriyetin ilanından sonra, üretilen elektirikle tramvayın enerji ihtiyacı da karşılanabilir düşüncesi ile Süreyya Paşa tarafından tramvay inşası 1927 tekrar başlatılır. Mimar Ali Talat Bey tarafından 1928 yılında bitirilerek tramvay hattı hizmete alınır. 1966 yılında kadar tramvay hangarı ve elektrik santrali olarak kullanılır. Hattın kaldırıldığı bu tarihten sonra ise otobüs garajı olarak hizmet verir.

Üsküdar İETT Garajı

Nevmekan Adres : 
Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kültür Merkezi
Selami Ali Mah. Gazi Cad. No : 12 Bağlarbaşı / Üsküdar
Telefon : 0 216 553 74 75

Nevmekan Fotoğrafları : 

Tarihi vinç
Nevmekanın'ın Atlı Tramvayı
Nevmekan'ın saat koleksiyonu oldukça zengin
Geniş Osmanlı kemerli pencereleri ile ferah bir mekan
Hem sohbet etmek hem kitap okumak için ideal bir yer
Osmanlı Kemer formu iki yarım dairenin birlemesi ile oluşmakta. 
Üsküdar-Kadıköy tramvayı
Atlı tramvaylar bir süre bu hatta hizmet vermiş


17 Kasım 2015 Salı

José Saramago : Bilinmeyen Adanın Öyküsü



"...Bilmiyor musun ki, 
Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça 
kim olduğunu asla bilemezsin"

José Saramago ile Filin Yolculuğu ile tanışmıştım. İşte o an tüm kitaplarını okuyabileceğim yeni bir yazarla tanışmış olmanın mutluluğu vardı.  Eğer bir yazarı sevdim mi yeni kitap çıkarmasını dört gözle beklerim. Maalesef sağ olmasa da Jose Saramago bana bir ömür yetecek kadar kitap yazmış zamanında. Çok acele etmeden yavaş yavaş okumak istiyorum diğer kitaplarını.

Sıradaki eseri yine yolculuk üzerine.  Bilinmeyen Adanın Öyküsü. Hem de bir deniz seferi. Ama rotası belli olmayan. Bir miktar masalsı anlatımı var. Bir nefeste bitecek kadar küçük bir masal. Bir öykü aslında. Malum öykülerin başı ile sonu olmaz. Hayatın içinde bir kesit sunar sadece. Gerisini okuyucu doldurur zaten. Hayal ettiği kadar. Hayalleri yettiği kadar.

Bu bir masal da değil aslında. Kendi hikayemiz. İsimsiz iki anakarakter var. Bir adam ve bir temizlik kadın. Bir de kral. Diğerleri kayda değer bile değil. Adam bir yolculuğa çıkmak istiyor. Bilinmeyen bir adaya doğru. Kral dahil tüm şehir kendisini bilinmeyen bir ada olmadığına ikna etme çabalarına rağmen. Sadece bir kişi inanıyor. O da umutsuzluğa düştünde dayanağı olup yolundan geri kalmaması için. Bir kadın. Bizim hayatımız da öyle değil mi zaten. Herkes karşımızda iken yolumuza devam etmemiz gerek eğer gerçekten inanıyorsak. Ama bir de yoldaş gerek. Belki bir iş belki iyi bir dost.

İşte o zaman   "… Bilinmeyen Ada nihayet denize açılmış, kendini aramak amacıyla.”

12 Kasım 2015 Perşembe

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!
Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.
Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.
Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!
Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.
Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!
Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.
Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!
Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.
Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!
Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.
Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.
KAYNAK: www.uplifers.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Mustafa Kutlu: Hesap Günü



İlk defa gittiğim Tüyap Kitap Fuarı'nda en büyük sürprizi Mustafa Kutlu üstadın yeni kitabı ile karşılaşmak oldu. Fuar için özel bir liste yapmamış, kısmetimizde ne varsa onu alırım diye gitmiştim. Senede bir kitap çıkarma adeti olan üstaddan yeni bir kitap beklemiyordum açıkçası. Ocak ayında çıkmış olan Tren Bir Keman hikayesi vardı zaten. Hesap Günü'nü görünce beni bir heyacan sardı. Üstelik sadece bu da değildi. Haziran'da basılmış bir de denemesi Vitrinde Olmak vardı üstadın. Bir yıl içersinde üç kitap. Büyük lütuf  biz severleri için.

Elbette kitabı elime alır almaz bitiverdi. Her hikayesini her karakterini sevmekle birlikte bu kitaptan başka bir haz aldım. Satır aralarında düşünceleri öyle vurgulu ifade ediyor ki üstad insan sarsılıyor.
Kitabın ismi zaten direk bir mesaj. Hiç bir insanın kaçamayacağı o Hesap Günü.

Hikaye ana karakteri kökleri son dönem bir Osmanlı paşasına dayanan Beyaz Türklerde diyebileceğimiz Arif Bedir Bey. Dedesinden pek bir mal-mülk kalmasa da paşazade ünvanı yetiyor. Yurt dışında işletme okuyup doktora yapan, yurda döndükten sonra  ülkenin dışa açılması ile birlikte ihracat ve turizm işleri ile hızla zenginleşen bir işadamı. Başından geçen farklı olayları atlatıp sonunda musalla taşında bulur kendini. Hikaye aslında burada başlıyor.

Ölmüş olmasına rağmen Arif Bedir Bey'in musalla taşında cenazeye gelenlerle diyaloğa giriyor. Yeni Amerikan dizlerinde çokça gördüğümüz flashback dedikleri geçmişe dönüşlerle zenginleşiyor konu. Cenaze gerçekten bir hesap gününe dönüşüyor.

Üstadın hikayelerindeki karakterler hatalı olsalar bile kötü insan olmuyorlar genelde. Muhakkak masum bir tarafı ile göstermeye çalışıyor ki insanlık ölmesin. Arif Bedir'de günahkar, çocuklarının dağılıp gitmesine engel olamayan bir kişi olmasına rağmen Allah'a yakınlaştığı anlar ile okuyucuyunun sevgisini kazanıyor. Ancak tam bu anlarda bir rüzgar esiyor tutunamıyor savruluyor Arif Bedir. 

Mustafa Kutlu hikayeci olmasına rağmen çok iyi bir İslam Ekonomistidir aslında. Hikayelerinde bunun bir çok izine rastlamak mümkün. Bu hikayede beni etkileyen en önemli hususta budur aslında. Bir Müslümanın çalışma hayatındaki ilkeleri hikayenin satır aralarına çok güzel yerleştiriyor. Bir cümlesi var ki can evimizden vuruyor.

- Vel hasıl dünya hayatı "İş" dediğimiz oyun ve eğlenceden ibarettir. 

Bildiğiniz gibi ayetin sadece bir kelime eklenerek  yapılan çok güzel bir tefsirini aslında. Ve daha nicesi Mustafa Kutlu sözleri olarak paylaşılacak güzellikte sizleri bekliyor. 


- Varlıklı, alafranga bir muhitte gariban bir cami
- Ölümden kim korkmaz ? Ancak erenler korkmaz
- Alayı siyahlara bürünmüş. Yahu bu gavur adeti nasıl bulaştı bize.
- Yani sen şimdi bize fakirliği teklif etmiş oluyorsun. Hayır ben diyorum ki fakir sabredecek, zengin şükredecek.
- Malı veren de Allah, alan da Allah. "Ben" dersen yoldan çıkarsın. "Ben" demek terk-i edeptir.
- Ehliyet ve liyakat sahipleri yönetime gelmeli. Önce ahlak, sonra kanun.
- Sabah namazına kalkıyormusun ? Bazan. Eee o zaman bunu beceremeyen birinin dini konularda ahkam kesmesi yakışık alır mı ?
- Camiye cemaate alışmış kişinin günü namaz saatlerine göre ayarlanır. Bir yerden bir yere gidecek olduğunda ikindiyi nerede kılacağını hesap eder.
- Şunu unutmamalı en önemli iş bağlantısı için atılacak imza, bizi bir sabah namazı vaktinden alıkoymamalı. Dünya işinin Allah rızası karşısındaki değeri budur.
- Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.
- Biz Türklerin iki özelliği vardır. Pratik ve pragmatik olmak. O sebeple bizden filozof çıkmaz, aksiyon adamı çıkar.
- Sermaye bazı fertlerin elinde aşırı birikip bir müstakil güç haline gelmemeli.
- Güzel ama bu "iyi insan" olma seni kurtarmıyor. Hesap günü ibadetlerin helal ve haramın hesabını vereceksin.
- Onların hayatı Müslüman saatine uymadığı için esnafı horluyorlar.


 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys