26 Nisan 2016 Salı

Melen Çayında Rafting



Yıllar önce duymuştum Melen'i ve orada yapılan raftingi. Fotoğrafa ve gezmeye başladığımda da aklımın bir köşesindeydi. Hep bahar gitmeyip planlayıp gidemedim Melen'e. Yazılı olmayan listemde durdu hep.  Bu sene bir hal oldu bana. Teker teker yapar oldum listedekileri. Sıra Melen'de raftinge gelmişti. Rehberimiz Timuçin ile bir ay öncesinde sözleştik. Sonra düştük yola. İstikamet Düzce.

Düzce, Türkiye'nin en yeşil, suyu en bol illerinden bir tanesi. Derin vadilerden oluşan yapısında dolayı da en çok şelaleye sahip bölgesi ayrıca. Melen Çayı da bazen düz ovada sakin sakin, vadilere geldiğinde coşan nehirlerden bir tanesi. Özellikle Cumayeri ilçesinde Dokuz Değirmen Köyü'nden itibaren tutana aşkolsun. Bundan sebep macera severlerin ilgisi cezbetmekte. Yıllardır rafting yapılmakta.

Bilinenin aksine insanın ruhunu dizginleyen bir spordur rafting. Suya(doğaya) karşı yapılan bir aksiyon değil aksine, suyla(doğayla) bir olma çabasıdır.  Suyun yerine doğa koydum siz dağ koyun, deniz koyun. İlk denememde Melen bunu öğretti bana. Ürkek ürkek atan kalbimi sakinleştirdi önce boto biner binmez. Sonra yavaş yavaş gösterdi deli tarafını. Bir sağa kıvrıldı bir sola. O dağların arasında süzülürken kalbinde sakladıklarını paylaştı benimle. Bu güzellikleri görmenin başka yolu yoktu zaten. Yarısı çam diğer yarısı fındık dolu ama her daim yemyeşil dağları görmenin en güzel yolu Melen'di.  Bot kayarken suyun üzerinde dağları seyreyledim. Ama dedim ya suyla bir olmak gerekti. Yoksa üzerinden kaydırmaz ya atar kayalara ya çeker suya. Melen bu dağları çocuğu. Akmaz boşuna öğretir bir bilge gibi.  Öğrendik biz de bir talip gibi.

Melen'den bize kalan izler de bunlar oldu.

Melen Çayı
Dokuz Değirmen Köyü'nde 600 senelik çınar 
Dokuz Değirmen Köyü'nün su değirmenlerinde bir tanesi
Dokuz Değirmen Köyü'nün su değirmenlerinde bir tanesi
Harmankaya Şelalesi'ne giderken karşılaştığımız kaya duvarı.
Sanki Roma kalma örme duvar gibi gibi ama doğal kayalık

10-15 yüksekliğinde parfüm kulesi sanki. Hele hafif bir rüzgar çıktığında mest ediyor insanı.
Etrafındaki yeşilliklerde fındık bahçeleri. Düzce'nin köyleri çok güzelmiş yahu :))

Melenci Rafting Tesisleri
Trekking Time Rafting Team

23 Nisan 2016 Cumartesi

Rumeli Hisarı'nda Erguvanlar Arasında Boğaz Seyri

Erguvan Bahçesi Rumeli Hisarı
Nisan ayı benim için ve dahi İstanbul için Lale ayı olsa da en az onun kadar şehre renk katan başka bir çiçek daha var. Erguvan ağaçları mor-lila renkli çiçekleri ile Boğaz'ı çepeçevre sarar bu ayda. Özellik Boğaz gezilerinin keyfi bir başka olur erguvanlarla. Yapılaşmanın olmadığı koru ve sırtlarda daha bir toplaşırlar erguvanlar. İşte o alanlardan bir tanesi de Rumeli Hisarı'dır. Geniş bir parkı andıran iç bahçesi ile Rumeli Hisarı erguvanların ve boğazın en güzel yaşandığı yerlerden birisidir.

Rumeli Hisarı'na Eminönü-Beşiktaş'tan Sarıyer istikametine sahil yolunu kullanmak yerine Hisarüstü'nden inmeyi tercih ederek hem trafik çilesi çekmemiş olursunuz hem de şirin boğaz semtinin mor salkımlı sokaklarında da yürüme fırsatı bulabilirsiniz. Levent-Boğaziçi Üniversitesi Metro hattının renkli koridorlarında yürümek ayrı bir güzellik olacaktır. Boğaziçi Üniversitesi'nin arkasından BÜMED yolundan aşağıya doğru kendinizi bıraktığınızda Rumeli Hisarı'nda bulacaksınız kendinizi. Merak etmeyin kaybolmazsınız. Her yol boğaza çıkar buralarda. Yol yoksa da merdiven vardır muhakkak.

Hisarüstü'nde Saruca Paşa Burcundan Boğaz Manzarası  

Rumeli Hisarı


Rumeli Hisarı müze olarak işletilmekte. Müzekart ile 09:00 ila 19:00 arasında giriş yapabilirsiniz. Geçen seneye kadar burçlara ve duvarlara çıkılabiliniyordu. Bu sene bir ziyaretçinin düşüp ölmesinde sonra burçlara çıkmak yasaklanmış. Bu yüzden sadece iç bahçede gezmek serbest.  Girişte Osmanlı topları sergilenmekte onun haricinde sadece hisarın güzelliği ve sakinliği ile baş başa kalıyorsunuz.  
Rumeli Hisarının tarihi kaynaklardaki ismi Boğazkesen Hisarı. Hem Boğaz'ı hem Bizans'ın boğazını kesmiş çünkü. Hisar Fatih'in büyük dehasının bir eseri. Planını bizzat Sultan Mehmet yapmış. Hatta vezirleri ile birlikte inşaatında taş bile taşıyarak işçilere moral vermiş ve 4 ay gibi kısa bir süre de tamamlanmasını sağlamıştır. Hisarın her bir burcunun inşaatı bir vezirinin sorumluluğuna verilmiş. Bundan dolayı vezirlerin isimleri bu burçlara verilmiş. Sahilden girişte  kıyıda Halil Paşa Burcu, sağ taraftaki Saruca Paşa Burcu, solda ise Zağanos Paşa Burcu yer almakta. Bu burçlar dünyada en büyük kale burçları olarak gösterilmekte. Hisarın en önemli özelliği burçlar ve duvarları ile kuşbakışı kufi harflerle Muhammed yazmasıdır. 1856’da İstanbul’u ziyaret eden Amerikalı ünlü yazar Herman Melville  bu özelliğine işaretle Sultan Fatih'in adeta İstanbul'a taşlarla imzasını attığını ifade etmiştir. Çünkü  Muhammed ile Mehmet'in Arapça aynı harflerle yazılmaktadır.


Ebu’l Feth Camii


Ebu’l Feth Camii ( Rumeli Hisarı Camii)

Hisarın ortasında Ebu’l Feth Camii yer almakta. Fetihten sonra yaptırılan ilk cami olmasına karşın hazin bir hikayesi vardır. Fetihten sonra hisar uzun süre bir askeri garnizonu barındırmış cami de askerlere hizmet etmiş. Daha sonra halkın yerleşmesi ile bir mahalle oluşmuş hisarın içinde. Ancak 18.yy  çıkan bir yangında mahalle ile birlikte camide büyük hasar almış. 1953 yılına kadar metruk bir halde kalan Hisar Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın talimatı kamulaştırılmış ve tüm binalar yıkılmış. Sadece caminin yıkık minaresi bırakılmış.

1958 yılına gelindiğinde ise ünlü tiyatro sanatçısı Muhsin Ertuğrul tarafında caminin bulunduğu alana açık hava tiyatrosu kurulmuş. Halen oturma merdivenleri duran tiyatroda 80'li yıllardan sonra açık hava konserleri verilmiş. Hem cami alanında konser verilmesi hem müzik için kurulan tesisatın Hisara hasar vermesi büyük tepkilere neden olmasına rağmen devam etmiş uzunca bir süre.

Geçen sene alınan bir kararla İBB tarafında cami tekrar inşa edilmiş.

****

Hisarüstünden Erguvan Eşliğinde Boğaz Manrası
Halil Paşa Burcu
Boğaz'a Erguvan Penceresi
Zağanos Paşa Burcu'ndan Rumeli Hisarı ve Boğaz 
Rumeli Hisarı Saruca Paşa Burcu
Osmanlı Topları
Osmanlı Topları
Rumeli Hisarı'ndan Anadolu Hisarı






17 Nisan 2016 Pazar

Hacı Selim Ağa Kütüphanesi : Bir Dünya Huzur


Hacı Selim Ağa Kütüphanesi, Üsküdar'da balıkçı pazarının hemen arkasında yıllardır önünden geçip gittiğim ancak merak etmeme rağmen içine hiç giremediğim bir yerdi. Kütüphane normalde hafta sonları kapalı olduğu için giremiyordum aslında. Rahşan Tekşen hanımefendinin "Kırkbir Kere İstanbul" kitabında kütüphanenin hikayesini okuyunca merakım daha da artmıştı. Haftasonu yolum yine Üsküdar'a düştüğünde önünden geçtim yine. Bu sefer kapısı açıktı. Hemen girdim içeri. Avluya girer girmez sanki farklı bir zaman dilimine geçtiğimi hissettim. Şehrin karmaşından kurtulup huzur doldu içimi. Avlunun ağaçlarla kaplı olmasının yanında kitapların ağırlığının etkisi de vardı elbette.

Hacı Selim Ağa Kütüphanesi dış avlu kapısı
Kütüphanenin çok nazik bir güvenlik görevlisi var. İç kısımda fotoğraf çekmeme izin vermemesine rağmen avluda çay ikram etmesi ile gönlümü aldı. Kütüphane müdürü de avluda oturuyordu. Kısa bir sohbetimiz oldu kendisi ile. Nadide eserleri barındıran bir yapı. Elyazma eserler iç kısımda özel olarak muhafaza ediliyor. Haliyle oraya giremedim. Ancak tüm el yazmaların tıpkı basımları mevcut. Onları inceleme fırsatı buldum. Orjinalleri olmasa bile kitapların dünyası bambaşka. Allah Hacı Selim Ağa'dan razı olsun.

Peki kim bu Hacı Selim Ağa. Üsküdar'ın merkezine bu şirin kütüphaneyi ne zaman niye yapmış ? Aslında sadece kütüphane yaptırmamış. Bir de Sıbyan Mektebi varmış yanında. Bir de çeşme yaptırmış suyu Bülbüldere'den gelen. Talebeler hem okusun hem ferahlasın diye. Taş Mektep deniliyormuş ahali arasında. Ancak 1930'lu yıllarda yıkılıp yerine daha büyük bir ilk okul yapılmış. Adı miras kalmış sadece. Hacı Selim Ağa İlkokulu. Üsküdar'dan Altunizadeye çıkarken hemen sağda kalmakta. Okul ve kütüphane yan yana. Bundan daha büyük bir miras bırakılabilir mi ?

Hacı Selim Ağa aslen İranlı bir köle iken Reisülküttab Mustafa Efendi’nin sahip çıkması ile önce azâd ediliyor. Sonra aldığı eğitim ile devlet hizmetine giriyor. Taşıdığı istidat ve çalışkanlığı sayesinde süratle ilerliyor ve üst kademelerde vazifelerde bulunuyor. Son olarak Tersane Eminliğine getirilen Selim Ağa , Sultan III.Selim’in tahta çıkışından sonra savaş gemilerinin yapımını geciktirdiği için idam ediliyor. Böyle güzel bir eser veren bir zat için hazin bir son. Bu sebeple kütüphanenin bahçesinde yer alan mezarının kitabesinde  Tersane-i Âmire Emini merhum ve mahfur maktul el-hac Selim Ağa ruhuna Fatiha yazmakta.

Kütüphanenin avlu giriş kapısının üstündeki  dönemin meşhur hattatlarından Yesârî  Mehmet Efendi’nin hattı ile yazılmış kitabesinde aşağıda ibare yer almakta. Sanki yıkılan okulun hüznü var satırlarında.

“Mükemmel bir kütüphane bina etti li vechillah,
Sigâr-ı ümmete mekteb, kibârına kütübhane”

Küçücük bir yerde bir dünya huzur bulmak isterseniz Hacı Selim Ağa kütüphanesini ziyaret edin. Kütüphanenin hemen arkasında ailesi ile birlikte kabri bulunun Selim Ağa'ya fatiha okumayı da ihmal etmeyin sakın.

Hacı Selim Ağa Kütüphanesi Kapısı ve Hattı
Hacı Selim Ağa Çeşmesi
Hacı Selim Ağa Kabri




 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys