İstanbul’da konsolosluk binalarının yerleşim planına baktığımızda, şehrin tarihsel geçmişinin izlerini görüyoruz. Konsoloslukların önemli bir bölümü Osmanlı’dan beri Beyoğlu’nda, özellikle İstiklal Caddesi ve çevresinde yoğunlaşıyor. Yeni açılan elçilik binaları ise Levent hattına uzanıyor. Boğaz kıyıları ve Sarıyer’de ise bazı elçilikler bulunmakta.
Bu kümelenmenin dışında ilginç bir şekilde Bangladeş Üsküdar’da, Türkmenistan ise Eyüpsultan’da konsolosluk açarak dikkat çekiyor. Ancak tüm bu ülkeler içinde en ayrıcalıklı ülke İran’dır. Bunun sebebi tarihi yarımada içinde yer alan tek elçilik binası İran’a ait olması. Açıldığı dönemde Osmanlı haricinde bağımsız tek İslam ülkesi olması sebebiyle İran’a Suriçi’nde elçilik açma imtiyazı tanınmış. Bu elçilik binası hem Topkapı Sarayı’nın hem de hükümet binası Bab-ı Ali’nin çok yakınında bir yerde inşa edilmiş.
Bunun dışında dikkatinizi çekmek istediğim Bebek’te görkemli bir yalıda hizmet veren Mısır Konsolosluğu’dur. Son Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın annesi Emine Valide Paşa için yaptırılan yalı Osmanlı’da “paşa” unvanı alan ilk ve tek kadına aittir. Cumhuriyet ile birlikte paşa ünvanı elinden alından Emine Hanım ayrıca cemiyetten de dışlanıyor. Buna içerlenip yalıyı İstanbul’da resmi bir diplomatik binası bulunmayan Mısır Hükümeti’ne bağışlıyor.
İstanbul’daki konsolosluk binalarının her biri, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaşma evresinde Beyoğlu’nu bir diplomatlar semtine dönüştüren sürecin canlı tanıklarıdır. Her birinin farklı farklı hikayelerini anlatmak da başka bir yazının konusu.

Bir yanıt yazın