• Anasayfa
  • Fatih YILDIZ İletişim
  • Harita
Yoldaki İzler
  • Anasayfa
  • Gezi Rotaları
    • İstanbul
    • Marmara
      • Tekirdağ
      • Kırklareli
      • Edirne
      • Çanakkale
      • Balıkesir
      • Bursa
      • Yalova
      • Kocaeli
    • Ege
      • Aydın
      • Denizli
      • İzmir
      • Muğla
    • Karadeniz
      • Düzce
    • Akdeniz
    • İç Anadolu
      • Ankara
      • Kayseri
    • Güney Doğu Anadolu
    • Doğu Anadolu
      • Kars
    • Avrupa
      • Fransa
      • Monako
    • Asya
      • Katar
  • Doğa Sporları
    • Dağcılık
    • Trekking
    • Kampçılık
  • Kültür-Sanat
    • Kitap
    • Tiyatro
    • Sinema
    • Müze
    • Sergi
    • Belgesel
    • Deneme
    • Fotoğrafçılık
    • Çiçekçilik
Yoldaki İzler
  • Anasayfa
  • Gezi Rotaları
    • İstanbul
    • Marmara
      • Tekirdağ
      • Kırklareli
      • Edirne
      • Çanakkale
      • Balıkesir
      • Bursa
      • Yalova
      • Kocaeli
    • Ege
      • Aydın
      • Denizli
      • İzmir
      • Muğla
    • Karadeniz
      • Düzce
    • Akdeniz
    • İç Anadolu
      • Ankara
      • Kayseri
    • Güney Doğu Anadolu
    • Doğu Anadolu
      • Kars
    • Avrupa
      • Fransa
      • Monako
    • Asya
      • Katar
  • Doğa Sporları
    • Dağcılık
    • Trekking
    • Kampçılık
  • Kültür-Sanat
    • Kitap
    • Tiyatro
    • Sinema
    • Müze
    • Sergi
    • Belgesel
    • Deneme
    • Fotoğrafçılık
    • Çiçekçilik
Aralık 9, 2018Mayıs 25, 2020

Kapıdağ Yarımadası Efsanesi

  • Prev
  • Next

Üç yıl önce Güney Marmara turunda bir günümüzü ayırmıştık. Erdek’ten başlayan turumuzda adanın güzelliklerine doyamayıp sık sık durmak zorunda kalmış ve  ancak yarısını dolaşabilmiştik. Önünden geçmiş olmamıza rağmen Kyzikos harabelerini bile görememiştik.  O günden beri Yavuz’la birlikte tekrar seyahat yapmayı hayal ediyorduk. Kendi aramızda efsane olan gezilerden birisi olmuştu. Artık bu efsaneyide yıkmanın zamanı gelmişti. Yazın son günlerinde iki günlük kamplı bir gezi ile bu hayali gerçekleştirdik. Beklediğimizden bile daha güzel çok farklı bir gezi oldu. Başbaşka bir dünya keşfettik sanki.


kapidag yarımadasi kucukova koyu 2 700x464 - Kapıdağ Yarımadası Efsanesi

Gezimize bu sefer ters rotadan yani Bandırman’nın karşına düşen kıyılardan başlamaya karar verdik. Güneş doğarken Bandırma’da varmıştık. Kahvaltımızı yaparak düştük yol.

Kapıdağı yarımadası antik çağda bir adaymış. Kıyıya çok yakın olduğundan zaman içinde dolarak yarımadaya dönüşmüş. Bu tür oluşumlara tombolo deniliyor. Gezimizde il durağımızda bu tombolo oldu. Bandırmayı çıktıktan sonra kıyıya yapılmış bir çimento fabrikası veya akla ziyan başka bir şey var. Böyle güzel bir yere sanayi kuran bir tek biz varız herhalde. Bunun önünde durup ileri doğru baktığınızda Erdek tarafı ile birlikte iki denizi de görebiliyorsunuz.

Kapıdağ Tombolo

Tombolo’nun içinden geçip Tatlısu istikametine devam ettik. Güneşin ilk ışıkları ile birlikte Tatlısu Köyü çok güzel gözüküyordu. Balıkçı barınağının dalga kıranı üzerinde yürümekte çok güzeldi. Tatlısu Bandırma’nın sarfiye yeri gibi sanki. Her yer yazlıklarla dolu.

Tatlısı Köyü
Tatlısı Köyü

Tatlısu köyünü geçtikten sonra bir müddet kıyıdan ayrılıp içeri doğru devam ettik. Bir müddet sonra acaba doğru mu gidiyoruz diyerek bir yol ayrımında durakta bekleyen bir amcayı Karşıyaka Köyü’nü sorduk. Selam verdik borçlu çıktık misali yolu tarif etti bir de bize bir yolcu teslim etti. İşin şakası yaşlı bir teyzeyi köye bırakmamızı rica etti. Hayhay deyip arabamıza aldık. Elinde bir file dolusu domates vardı. Köyün pazarında satmaya götürüyormuş. Pazar deyince gözümüz açıldı. Fotoğraflayacak güzel kareler çıkabilirdi. 
Teyzeyi pazarın başında indirip önce köyün iskelesini gezdik. Karşıyaka büyük bir balıkçı köyü. Aslında bir belde. Ancak son kanunla birlikte Edek’e bağlı bir mahalle olacak. Köyü gezdiğimizde henüz balık yasağı kalkmadığında tüm tekneler iskelede, balıkçılarda sahilde ki kahvedeydiler. 

Erdek Karşıyaka Köyü

İskeleden sonra pazarı görmek için köyün içine girdik. Gezinin en ilginç hikayeside burada başladı. Tepede okula benzeyen eski binadan tarihi bir köy olduğu belliydi. Tarihi köy evlerinin yanında betonarme binalar vardı. Ancak bir çoğu yarım haldeydi nerdeyse. Neredeyse her evin bahçesinde eşek veya küçük pat pat motorlardan vardı. Taşıma amaçlı kullanılıyorlardı muhtemelen. Yalnız bir gariplik vardı. Neredeyse her evinde duvarında yazılar vardı. Anlamlı anlamsız yazılar. Sanki mektup gibiydiler. Pazara girdiğimizde dayanamayıp sordum. Köyün gençlerin askere giderken duvarlara yazmaları adet olmuş son 10 yılda. Her ne kadar bu duruma kızıp boyasalarda yinede yazılıyormuş. Sonra sonra artık serbest bırakmışlar karışmıyorlarmış. Küçük bir kasaba olduğunda tüm sokaklarını dolaştık neredeyse. Ayrı bir yazıyı hakettiğinden bu köyle ilgili duygularımı orada anlatacağım. Elbette dört minareli camisi ile birlikte. 

Erdek Karşıyaka Köyü

Karşıyaka’yı geride bırakıp Çakılköy’e geçtik. Burası büyükçene bir balıkçı köyü. İki minareli bir camisi ve büyük bir Atatürk heykeli var. Bu köyde ki en ilginç kare ise eşek nalbantını çalışırken yakalamamız oldu. 

Erdek Çakıl Köyü

Köyün yaklaşık 2 km dışında adadaki 2 deniz fenerinden bir tanesi var. Kapsüle Burnu Feneri veya Kapsüle Feneri. Konum olarak oldukça güzel. Küçük ama deniz fenerlerin tüm özelliklerini taşıyor. En güzeli de bir fenerden beklendiği gibi yalnız oluşu. Bu fenere özel birde hatıramız oldu. Daha önce çatılara, minarelere, saat kulelerine çıkmışlığımız vardı. Kapıları açık görünce ilk defa bir deniz fenerine çıkmış olduk.  Tüm güzelliğe rağmen yanında fenerin yakına kadar dökülen çöpler keyfimizi kıçırdı. Dahası bu çöpleri tüm Kapıdağ’ın sahillerinde görecektik. Bu konuda da bir yazı ve fotoğrafları paylaşacağım. 

Kapsül Burnu Feneri (Kapsüle Feneri)
Kapsül Burnu Feneri (Kapsüle Feneri) 

Çakıl’dan çıktığımız anda yol bozulmaya başlamıştı. Fener sonraki kısım ise daha da kötüydü. Artık toprak yolsa seyrediyorduk. Adanın tam kuzey doğu ucu olan bu bölge tüm kuzey rüzgarlarınıa açık olduğunda yerleşim yoktu. Bizi şaşırtın bir şaşırtan diğer bir husus ise toprak yapısıydı. Yemyeşil bir Kapıdağ beklerken bu bölge neredeyse kupkuruydu. Kestanelik Köyü’ne kadar her tarafımız toz içinde kaldı. Ancak bu bölgede de çok güzel bir sahil keşfettik. İlginç kaya yapısı ile tam bir uzun pozlama alanıydı.

Çakıl Köy – Kestalik Köyü Yolu
Kestalik Köyüne gelmeden bir kayalık

Kestanlik Köyü küçük bir balıkçı köyü. Tekneler sahilde yine çok güzel gözükyorlardı. Köyün dışında ki küçük bir sahilde ise sürpriz karşılaştık. Bir sürü keçi kumsalda güneşleniyorlardı. Elbette güneş ve kum onlarında hakkı deyip fazla rahatsız etmeden fotoğraflarını çektik. Çobanımızda bir taşın gölgesi sermiş yatıyordu zaten. Bizden haberi bile olmadı. 

Kestanelik Köyü
Kestanelik Köyü

Cuma Namazını kılmak için acele edip bir çok koyda durmadan devam ettik. Ballıpınar Köyü’nün camiine tam zamanında yetiştik. Artık yarım günümü bu köyde geçecekti. Cuma’ya girmeden önce köyün evleri dikkatimizi çekmişti. Önceki köyler gibi değildi. Tarihi ahşap özelliklerini koruyordu. Hele dere üstüne kurulan ahşap derme çatma köprüler çok ilginçti. Eski bir Rum köyü. Eski taş kilisesinin duvarları bile dimdik ayakta. Tabi çatısınının çöküm içinde incir ağaçlarının büyümesi hazin bir durum. Elbette bu köyün en bilinen özelliği kırmızı soğanları. Japon tarım bakanlığı bile bu soğanları incelemek için gelmiş zamanında. Köyün içinde kurulu soğan pazarında dolaştık. Aslında soğanların saklandığı barakalar bunlar. Haziran-Temmuz döneminde pazara dönüşüyormuş. Birer demet soğan aldık. Oldukça lezzetli bir soğan sadece ekmekle bile yenebilir. Köyün diğer iki önemli özelliğinde birisi Kirazlı Manastırı diğeri şelalesi. Köyüniçinden adanın içene doğru der boyuca 10 km devam ettiğinizde önce şelaleye sonra manastıra ulaşıyorsunuz. 

Ballıpınar Köyü
Ballıpınar Köyü’nün Meşhur Kırmızı Soğanları

Manastırı görmek için köyün içinden çıkıp  dereyi takip ettiğimizde yol artık gitmemize izin vermedi.Arabayı müsait bir yerde bırakıp yürümeye başladık. Gezimizde trekking planı yoktu. Ama ormanlık yolda neredeyse 10 km yürüdük.  Bu gibi durumlarda tariflere pek güvenmeyin. 20 dk denilen yol neredeyse 2 saatimiz aldı. Allahtan çok keyifli bir yoldu da sıkılmadık. Tabi Yavuz’la birbirimize anlattığımız hikayelerde yolun keyifli geçmesini sağladı. 

Ballıpınar Köyü Manastır Yolu

Sonunda anastıra ulaştık.  Kirazlı Manastırı beni oldukça şaşırttı.  Şehirden uzakta ormanın içinde bir bina. Yan taş duvarları halen dimdik ayakta. En büyük düşmanı ise orman. Devasa ağaçlar taş duvarları tehdit ediyor. Ancak diğer yandandan artık iç içe geçtiklerinde bir bütünlük arzediyorlar. Hele hele bodruma ine taş kemer merdivenler üzerinde yetişen ağaç beni hayretler içersinde bıraktı. Kamboçyadaki tapınakları anımsadım bir an. Hele hele dişleri andıra görüntüsü ile zamanın içinde koskoca manastırın öğütüldüğü hissini verdi bana. Manastır 1920’li yıllara kadar faal durumdaymış .1918 tarihli fotoğrafta oldukça bakımlı gözüküyor. Mübadeleden sonra rumlar terk edince bakımsızlıktan yıkılmış. Geçtiğimiz yıllarda Fener Rum Patriği Bartholomeos özel izinle burada bir ayin düzenlemiş. 

Kirazlı Manastırı
Kirazlı Manastırı

Manastırı yalnızlığı ile başbaşa bırakıp geri dönüş yolunca şelaleyi aramaya başladık. Çünkü gelirken hiç bir ize raslamamıştık. Manastırı bulmamıza yardım eden bir grupla şelale yolunda tekrar karşılaştık. Onlarda bulamamışlardı. Ancak sonradan yaptıkları bir telefon görüşmesi ile yolu öğrendiler. Manastırdan 1 km aşağıda ki çeşmeni hemen yanında dereye doğru inen bir patika varmış. İniş çıkışı kolaylaştırmak için birde halat bağlamışlar. Ancak ağaçların arasında hiç belli almuyorlar. O yüzden çeşmeyi gördükten sonra çalılıklar arasıda ipi aramak gerekiyor. Ağustos’ta olmamıza rağmen iyi denecek bir su debisi vardı. Yanımızda tripod getirmesekte kayaların üzerine düz zeminlere kamerayı yerleştirerek güzel çekimler yaptık. 

Ballıpınar Şelalesi
Ballıpınar Şelalesi

Artık hava kararmış gün batmak üzereydi. Kamp yapmak istediğimiz Küçük Ova koyuna doğru hızla hareket ettik. Tabi yol üzerindeki Ormanlı , Turan ve diğer köyleri geçmek zorunda kaldık. 3 yıl önceli turda Ormanlı kadar gelmiştik. O yüzden pekte üzülmedik açıkçası. Ancak geldiğinizde Ormanlı’da şelaleyi görmeyi ihmal etmeyin. Köyden 800 mt kadar içeri yürüme ile ulaşımı kolay bir şelale.   
Küçükova’ya gelmeden önce Turan’da durarak kamp için alışveriş yaptık. Erdek’e direk ulaşımı olduğunda turistik bir köy. İstediğiniz her şeyi bulabiliyorsunuz. Köy kahvesinde çay içmeyide ihmal etmekdik tabi. Günün bütün yorgunluğu o çaylarla uçup gitti sanki.
Küçükova Koyu’na  saat 11 gibi vardık. Hava’da ay da olmadığında zifiri bir karanlık vardı. Sadece yıldızlar vardı gökyüzünde. Koya inmek için küçük bir yürüme yolu olduğundan arabanın kenarında mangalımızı yaptık. Karanlıkta yaptığım ilk mangal oldu. Ama öyle acıkmıştık ki hiç zor gelmedi. Malzemelerimi toparlayıp çadırımızı yüklendiğimiz gibi sahile indik. Çadırımızı kurup hemen uyumak istiyordum. Şiddetli bir rüzgar vardı. Gece denize girip yıldız çekimi yapma hayalimiz suya düşmüştü. Dağlarda kamp kurmaya alışıktım ama burası bir garip geldi. Issız bir yerde etrafımızda tanıdık çadırlar olmadan uyumak önce ürküttü beni. Şiddetli rüzgar çadırımızın içinde uğulduyordu. Çadıırmızın etrafında dolaşan ışıklar cabası. Tüm yorgunluğuma rağmen bunlar uykuya dalmama müsade etmiyordu. Üstüne üstlük gecenin ilerleyen saatlerin gelen domuz sürüsü iyicene korkuttu beni. Kılımı bile kıpırdatamadım. Nasıl sabahladım bilmiyorum. 

Posted in Marmara
Tagged Balıkesir
1 Comment
Fatih Yıldız
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Plus
  • Pinterest

Post navigation

   Eğri Kemer : Suya Yön Veren Sinan’ın İmzası
Yol Sözleri   

You may also like

armutlu fistikli koyu kampi 387x203 - Armutlu Fıstıklı Kampı

Armutlu Fıstıklı Kampı

Continue Reading
darica hobbit koyu 387x203 - Darıca Hobbit Köyü

Darıca Hobbit Köyü

Continue Reading

Comments (1)

  • Kapıdağ yarımadası Kasım 21, 2023 at 9:15 pm Reply

    Kapıdağ yarımadası hakkında oldukça verimli bir içerik olmuş sizi ve ekibinizi tebrik ederim.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar

Fatih Yıldız

Follow Me

    / Free WordPress Plugins and WordPress Themes by Silicon Themes. Join us right now!

    Haber bülteni

    Yol Sözleri

    Nereye gittiğini bilen insana dünya yol verir.(Epiktetos) #yolsözleri

    En çok okunanlar

    Kars : Soğuk Diyarların Sıcak Şehri

    Ocak 20, 2019Ocak 30, 2019

    Tuzla Adaları : İstanbul’un Bilinmeyen Adaları

    Ocak 31, 2019Ocak 31, 2019

    Bodrum : Mavi ile Beyazın Kol Kola Gezdiği Şehir

    Aralık 11, 2018Aralık 11, 2018

    Bir Kuzey Macerası - Jack London

    Mart 14, 2022Mart 14, 2022

    Körfez’in İncisi Katar

    Aralık 11, 2018Mayıs 29, 2020
    Biz dünyayı değiştirmek için yola çıktık Biz dünyayı değiştirmek için yola çıktık
    Haset Ağacı @muratsaglamm_ Haset Ağacı @muratsaglamm_
    Mevsimine küsmüş çiçek gibidir insan. Bir ker Mevsimine küsmüş çiçek gibidir insan. Bir kere soldu mu tekrar çiçek açası gelmiyor. @yasin.midyat
    Sahip olmak istediğin şey; Ulaşamayacağın ka Sahip olmak istediğin şey; 
Ulaşamayacağın kadar uzaksa hayal, 
Ulaşma ihtimali oluştuğu anda umut, 
Ulaştığında vuslat, 
Üstünden biraz zaman geçince anı, 
Senden başkasına kaldığında hatıra, 
Uzunca bir zaman sonra da yalan olur!
#yoldakiizler_ses
    Yalnızlığın tarifi : İhtiyaç duyduğunuz o çok özel yakınlığın kaybı @kemalsayar_official
    Mutsuz uyanmanıza sebep veren hiçbir şey ile sa Mutsuz uyanmanıza sebep veren hiçbir şey ile savaşmayın
    Load More... Instagramda Takip Et

    100.000 KM Gittim
    6 Ülke Gördüm
    30 Şehir Gezdim
    20.000 Fotoğraf Çektim
    80 Yazı Yazdım