30 Mart 2015 Pazartesi

İstanbul'un Gizemi Yerebatan Sarnıcı


İstanbul'daki en gizemli yapılardan birisi Yerebatan Sarnıcı ya da halk arasındaki ismi ile Yerebatan Sarayı'dır. Gizemi üzerinde üretilen efsanelerden gelmekte. İstanbul'u koruyan tılsımlara sahip olduğu rivayet edilmektedir. Sarnıçta bulunan farklı açılardan ters çevrilmiş iki Medusa heykeli bu inancın simgesi aslında.

Efsaneye göre  Medusa, Yunan mitolojisinin dişi canavarı olan üç Gorgona’dan biridir. Bakışları taşa çevirirken yılan saçlarının ok gibi kullanarak hedefini yok edermiş. Bu yüzden heykellerde, sütunlarda, lahitlerde, kılıç kabzalarında Medusa figürü kullanılmış.

Başka bir rivayete göre de Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdı. Medusa, Zeus’ un oğlu Perseus’u seviyordu. Bu arada Athena da Perseus’u sevmekte ve Medusa’yı kıskanmaktaydı. Bu yüzden Athena Medusa’nın saçlarını yılana cevirip Artık Medusa’nın baktığı herkes taşa dönüşüyordu. Daha sonda Perseus Medusa’nın başını kesmiş ve onun bu gücünden yararlanarak pek çok düşmanının yenmiştir.

İşte bu Medusa heykellerinin sarnıca konulmasının bu efsaneyle bağlantı olduğuna inanılsa da işin aslı öyle değil. Sarnıç yüksek Bizans mimari örneklerinden bir tanesi. Vadileri sütunlarla doldurarak şehrin su ihtiyacını karşılayan sarnıçlar inşa etmişler üzerine de yerleşim alanları için yer açmışlardır. İşte bu sütunları da o dönemin inşaat kurallarına göre daha önceki medeniyetlerden arta kalan yapılardan sağlamışlardır. Muhtemelen Yunanistan yada Ege'deki saraylardan getirilen  malzemeler kullanılmıştır. Medusa heykelleri bu binalarda getirilmiş olmalı.

Bir diğer görüşe göre heykellerin tesr olarak sarnıcı dikilmesinin dini bir simgesi bulunmakta. Roma İmparatoru I.Konstantin Hristiyan olup imparatorluğun başkentini yeni kurulan Konstantinopolis'e taşır. Ardında gelen Bizans imparatoru I. Justinianus ise heykelleri yerin altına gömerek bir nevi eski pagan kültürünü de yerin altında gömdüğünü simgelemek istemiştir.

Yan yatmış Medusa Başı
İstanbul'un görkemli tarihsel yapılarından birisi de Ayasofya’nın güneybatısında bulunan Bazilika Sarnıcı’dır. Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan bu büyük yeraltı sarnıcı, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlar nedeniyle halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak isimlendirilmiştir. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir Bazilika bulunduğundan, Bazilika Sarnıcı olarak da anılır.


336 sütunlu sarnıç İstanbul'un fethi ile birlikte önemini kaybetmiş. Nedeni ise müslümanların durgun sudan ziyade akan suyu tercih etmesi. Uzun bir yılları boyunca da unutulmuş. Ta ki Hollandalı gezgin P. Gyllius tarafından yeniden keşfedilerek Batı'ya tanıtılana dek.  P. Gyllius araştırmalarından birinde bazı evlerde büyük deliklerden aşağıya kocalar sarkıtılarak su çekildiğini, hatta balık tutulduğubu öğrenmiş. Yerin altına inerek sandalla sütunlarını tespit etmiş. Gördüklerini seyahatnamesinde anlatarak birçok seyyahı etkilemiş.

Günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafında müze olarak işletilen sarnıç ayrıca bir çok sergi, konser ve şiir dinletine ev sahipliği yaparak ziyaretçilerini etklemeye devam ediyor. Yer altında farklı bir İstanbul yaşamak, yüzyıllar öncesinden fısıltıları dinlemek isterseniz bu sütunlar arasında dolaşmanız gerekmekte.


Yerebatan Sarnıcı
Yer altında sütun denizi Yerebatan Sarayı
Sarnıcın üzerine 1955-1960 yıllarında yapılan bir inşaat sırasında 8 sütun kırılma tehlikesine karşılık kalın bir beton tabaka içine alınmış.  

Ağlayan Sütun ziyaretçilerin uğrak noktalarından bir tanesi. Açılan bir delikten baş parmağını sokup tam bir tur attığında dileklerinin kabul olacaklarına inanmaktalar. 

Yerebatan Sarnıcı sergi, konser ve şiir dinletine ev sahipliği yapıyor.





0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys