8 Aralık 2016 Perşembe

Mono Petra Kayalıkları : Bir Trakya Masalı

Mono Petra Kayalıkları

Sonbaharın son deminde Trekking Time Timuçin Yusumut rehberliğinde Trakya'nın en güzel yürüyüş rotalarından olan Istranca Dağları'ndaydık. İstanbul Çatalca'dan başlayıp Kırklareli'nin Bulgaristan sınırına kadar geniş bir alanı kapsayan ve yaprak döken ormanlarla kaplı  muazzam bir bölgedir burası. Dereleri, şelaleleri, mağaraları, su basan ormanları ve gölleri ile kendine has güzellikleri barındırır. Bizim rotamız ise tüm bu manzarayı tependen kuşbakıı gören Monopetra Kayalıkları'na çıkmak oldu.

Monopetra, Bulgarca'da Tek Kaya anlamına gelmekte. Adı gibi tek parçadan oluşmasa da ormanın içinde adeta bir kale gibi yükselen  kaya kütlesidir. Zamanında eşkiyalara yataklık ettiğinden Eşkiya Kayaları da olarak bilinir. Hatta zamanında Mono Petra isminde bir Bulgar eşkiyası olduğu da söyleniyor.  Balkan Savaşlarında Bulgarlara karşı Türkler tarafından savunma amaçlı da kullanılmış. Bulgar sınırından Karadeniz sahiline kadar tüm bölgeyi kontrol etmesi bu savunmada büyük rol oynadığı aşikar. Bir önemli özelliği de antik bir yol üzerinde olmasıdır. Yunanistan Ege kıyılarından başlayıp Bulgaristan'dan devam eden, daha sonra Monometra'nın aşağı kesiminden İğneada Limanı'na ulaşan bir antik ticaret yolu. Buradan da gemileri vasıtası ile başta İstanbul olmak üzere Karadeniz limanlarına hatta Tuna ile Avrupa içlerine dağılan bir ticaret ağı. Maalesef bu yol Yunan ve Bulgar tarafında işaretlenerek korunmasına rağmen Türkiye'de bir çalışma yapılmayarak tahrif edilmiştir.

Monopetra'dan İğneada ve Karadeniz kıyıları net bir şekilde görülebilmektedir 
Kayalıklara çıktığımız günün  gecesi şiddetli bir yağmur yağdığı için tüm gün tertemiz bir hava vardı. Sonbahar artık kendini kışa bırakmaya hazırlandığından ötürü de ağaçlar yapraklarını tamamen dökmüştü nerdeyse. Bu sayede Mavi ve kahverenginin hakim olduğu keyifli bir yürüyüş yaptık. Çamurlu bir yürüyüş beklerken şiddetli esen rüzgar yolumuzu yer yer su birikintileri hariç kupkuru yapmıştı. Gazellerin hışırtısı, rüzgarın uğultusu ve kuş sesleri eşlik etmişti yürüyüş boyunca. En heyecanlı bölümü ise Monopetra'nın tepesine çıktığımız an oldu. Masalsı bir manzarası vardı. İlk görüşte bir kale burcunu andıran yapısı vardı kayalıkların. Yol boyunca bir tane bile kaya görmemişken ormanın ortasında kocaman bir kaya yükseltisine şaşmamak mümkün değildi . Hem de baktığınızda şekilde şekile giren bir kayalık. Buradan orman manzarası sonbaharın renkli zamanlarında ve  baharın yeşilinde daha bir güzel oluyor. Dağ yürüyüşlerine ilk başladığım yıllardan beri ismini duyardım. Ancak görmek bu güne nasip oldu. 2016'daki ilkler listesine kaydetmenin mutluluğunu  yaşadım.

Not : Daha fazla fotoğraf için @yoldakiizler instagram hesabımı ziyaret edebilirsiniz.

Ormanda ışık oyunları

Trekking Time ekibi ile keyifli bir yürüyüş

Ormanın içinde bir kale görünümündeki Mono Petra bir masal atmosferine bürünüyor

Sonbahar gazelleri hışırtısında yürüyüş


6 Aralık 2016 Salı

Kış Sözleri



1-
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.
(Yahya Kemal)
2-
Kapladı derin bir sessizliğe yeri
Karlar
Ki sessizce sürekli ağlarlar.
(Cenap Şahabettin)
3-
Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı…
(Elif Şafak)
4-
Kışın güneş banyosu yapılan, yazın kartopu oynanan yerde kim oturabilirse, o zengindir.
(R. Halid Karay)
5-
Baharı hayal edemezsen, kış çekilmez.
(Muzaffer Aytekin)
6-
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
(Mevlana)
7-
Bir çift yeşil göz yüzünden içimde bir sonbahar acıyor; öyle acıyor ki, acılar acısız kalıyor, mevsimler üstüme devriliyor, kışlar kışsız kalıyor.
(Necip Fazıl Kısakürek)
8-
Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak
(Ataol BEHRAMOĞLU)
9-
Kışım bahar olur, seni gördükçe.
(Ruhsati)
10-
Kış hazırlıklarını unutmayanlar, ahret hazırlıklarını da ihmal etmemelidir.
(Hekimoğlu İsmail)
Kış Sözleri

11-
İnsanlar mutlu olduklarında mevsimin kış mı yaz mı olduğu fark etmez.
(Anton Çehov)
12-
Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın
(Sezai Karakoç)
13-
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?”
(Atasözü)
14-
Hiçbir kış, sonsuza kadar sürmez.
(Hal Borland)
15-
Yazın yorulmayan, kışın kurulmaz.
(Atasözü)
16-
Kış, bir mevsim değil bir işgalcidir.”
(Sinclair Lewis)
17-
Aklım kara kış ellerim seni üşüyor, bugün günlerden soğuk.
(Kahraman Tazeoğlu)
18-
Pardösüsü olanlar kışı özlerdi. Ekmeği olanlar akşamı, uykusu olanlar geceyi beklerdi…Ölüm beni çağırıyor…
(Yılmaz Güney)
19-
Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin?  Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır.
(Said Nursi)
20-
Yazın sıcakta terleyen, kışın soğukta üşümez.
(Atasözü)
Kış şiirleri

21-
Bir karga ile kış gelmez.
(Kaşkarlı Mahmut)
22-
Unutmayın, baharda kışı, kışın da baharı özler insan. Ne uzaksa onu özler. Kavuşmak şart mı ?Boşver… Bazı şeyler yokken güzel.
(Özdemir Asaf)
23-
Karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar.
(Atasözü)
24-
Karlar.. bütün elhânı mezâmir-i sükûtun,
Karlar.. bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun...
(Cenab Şahabettin)
25-
Bin cefalar etsen almam üstüme oy
Gayet şirin geldi dilleri dostum oy
Varıp yadellere meyil verirsen oy
Kış ola bağlana yolların
(Aşık Veysel)
Aşık Veysel Kış
26-
Kar yağıyor
Karanlıklara.
Kar yağıyor
Ve ben hatırlıyorum.
(Nazım Hikmet Ran)
27-
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu’dan
(Ahmet Muhip DRANAS)
28-
Uykusuz bir sıra kavak
Hem gider hem dinlerim
Düş önüme yol göster, derem benim
Kar mıhı atımın nallarında
(Necati CUMALI)
29-
kar yağıyor dışarda
mektubun yeni gelmiş
istanbul
kokuyor.
(Behçet Aysan)
30-
Yağan beyaz bir sükût, bir mahşerdir sanki kar!
Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;
Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine…
(Cahit Sıtkı Tarancı)
31-
Aralık Günleri İçin Bir Aşk Denemesi -
(Cahit Zarifoğlu)


32-
Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar
Geçmedi üşümem
Ben bir aşkın kar yağışından geliyorum…
(Şükrü ERBAŞ)
33-
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak
(Ahmet Telli)
34-
İstanbul’a kar yağıyordu
Galata, sırtına yüklenmiş Haliç’e gebeyken
Sıtmalı bir martının kanadında Eyüp hazretleri
Kar bana yağıyordu…
İstanbul’a nur yağıyordu
(Barış Erdoğan)
35-
Dünyanın en uzun hüznü yağıyor,
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne.
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun,
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun,
Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimizi
O insan ve tabiat çağını.
(Erdem Beyazıt)
36-



-----

İlgili Yazılar :

Yol Sözleri











YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-gorsel
haydar-colakoglu
haydar-colakoglu-teb
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.






Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Kasım 2016 Salı

İyiler Ölmez Mustafa Kutlu Hikayelerinde



Mustafa Kutlu hikayelerini benim gibi sıkı takip edenler bilirler. Genel bir karakteri üslubu vardır. vardır. Belli bir karakteri vardır. Misal günahkar da olsa iyidir insanlar. İyiliği öldürmez hikayelerinde. Ya tövbe etmiştir önceden yada tövbe ettirir bir şekilde. Son hikayesinde de bunu kapağına taşımış. Belki de yıllardır güvendiği toz kondurmadığı Anadolu insanının 15 Temmuz'da kendisini haklı çıkarmasının haklı gururunu taşımakta. Öyle ya onun hikayelerindeki karakterler şarhoş dahi olsa Kuran hürmetsizlik etmezdi. O kara gecede de bu millet ezdirmedi vatanı namerde.

Bu yıl Necip Fazıl Onur Ödülü’ne layık görülen üstad Mustafa Kutlu yeni kitabı ile yine gönüllerimize ferahlık verdi.  İyiler Ölmez ile önce kalbimize sonra raflarımıza girdi.

4 ana karakterin üzerine inşa ediyor hikayesini üstad. Ressam bir gezgin, bir genç delikanlı, sarhoş fotoğrafçı ve gönlü kırık bir doktor. Her birinin ayrı ayrı hikayesi anlatıyor. Ama zaman zaman birbirine geçiyor kurguları. Sanki bir sinema filmi gibi. Yine satır aralarında öğütler veriyor. Bazen okuyucu ile konuşuyor. Sohbet havasına dönüyor hikaye. Her zaman ki gibi eski hikayelerin atıflarda bulunur. Özellikle Uzun Hikaye'ye. Hatta bir bölümü olduğu gibi almış. Bunu da okuyucuya söylüyor tatlı bir üslupla. Hikayenin sonu bir anda mutsuz bir sonla bitiyor. Ama orada bile çok önemli bir ders veriyor. Hafızalarda önemli bir yer edinerek tamamlanıyor hikaye.

Kitap bir sahne var ki tam benlik. Yıllardır cevabını bulamadığım soruya şıp diye cevap vermiş. Onu sizinle paylaşmazsam olmaz :)

Gezginim ben. Turist mi ? Yoo :)



7 Kasım 2016 Pazartesi

Seyyah Gözüyle Mecidi'nin Filmi : Hz.Muhammed Allah'ın Elçisi


Sonda söyleyeceğimi başta aktarmak istiyorum. Film izleyin. Eleştirin ama izleyin. Okuyun doğrusunu öğrenin ama izleyin. İman, bir filmi izlemek ile gidecek kadar zayıf değildir. Eğer gidiyorsa da o iman değildir zaten. Ki film imani bir konuda eleştiri almıyor. Tamamen mezhepsel bir bakış açısından dolayı tepki ile karşılanıyor. Filmi eleştiriler alacağını bile bile hiç bir yorumun etkisinde kalmamak için ikinci günü akşamı izledim. İlk gün daha kimse ne olduğunun farkında değildi ama yine de bir iki yüksek ses gitmeyin naraları atmaya başlamıştı bile.

Her şeye rağmen film hakkındaki şahsi yorumlarımı aktarmak istiyorum. Okurken ne bir ilahiyatçı olarak  ne de bir film eleştirme olarak değil de tamamen bir seyirci gözüyle yorumladığımı unutmayın.

Önce filmin ben de bıraktığı olumlu etkilerden bahsedeyim. 


Seyyah olmasam bile gezmeyi yolculuk etmeyi kendine şiar edinmiş birisi olarak Hz.Peygamber'in hayatındaki yolculukları çok düşünmüş okumuşumdur. Yolculuk ile ilgili hadislerde geçen dualarını Yol Duaları adı altında yayınlamıştım hatta. Yine Seyahat Ayetleri ile Kuran'da yolculuğu teşvik eden ayetleri incelemiştim. Yolculukların doğumunda vefatına kadar Hz.Peygamber'in hayatında büyük bir yeri olduğunu biliyordum. En büyük yolculuğu da Hicrettir ki hacda Sevr mağarasında buna yakinen şahit olma şerefine eriştim. Film 13 yaşına kadar olan kısacık dönemi anlatmasına rağmen hayatına büyük etkisi olan 3 büyük yolculuğu konu edinmekte.

Birincisi daha iki aylıkken süt annesi Halime'nin kabilesine yaptığı yolculuk.4 yaşına kadar Halime'nin yanında kalması anne hasreti çekmesine sebep olmuştur. Daha sonra annesi Amine ile Medine'ye yaptığı yolculuk ki filmdeki bu sahneler beni oldukça duygulandırmıştır. Medine sokaklarında heyecanı sanki gelecekteki Medine sevgisinin işaretlerini barındırmak. Diğer ve en önemli yolculuğu ise Ebu Talip'le yaptığı Şam ticaret kervanıdır. Rahip Bahira ile tanışması da burada olmuştur.

Siyer kitaplarında okuduğum bu hadiseleri filmde yaşamak bana ayrı bir heyacan kattı. Yolculukların Hz.Peygamber'in hayatı ve gelişimi üzerine etkisini daha fazla düşünmeye sevketti. Bir de çölün güzelliğinin  enfes bir sinema diliyle anlatılması eklenince duygusal anların yaşanmaması kadar doğal bir sonucu olamaz. Hele ki daha yeni Hacdan dönmüş olmanın getirdiği duygu yoğunluğunu düşününce.

Filmin en güzel sahneleri bence Fil Hadisesi'nin anlatıldığı kısımdı. Hiç bu kadar güzel sinemaya aktarılmamıştı. Keşke İslam tarihinden kesitler beyaz perdeye daha fazla taşınsa  diye geçirdim içimden.

Kabe'nin gösterildiği sahnelere daha bir özlemle dikkat kesildim. Hele ki Abdulmuttalip'le Hz.Peygamber'in Hac yaptığı sahne çok duygulandırdı beni. Daha peygamberlik gelmemiş olmasına rağmen Hz.İbrahim'in sünnetine uygun olarak yapılan tavafta gözler sel oldu aktı.

Gelelim filmin eleştirdiğim kısımlarına


Yıllar önce Mecid Mecidi'nin filmi çekmeye başladığını duyduğumdan beri merakla bekliyordum. Elbette en büyük soru işareti Mecidi bile olsa bir şii yönetmenin çektiği filme ne kadar güvenebileceğimizdi. Sonuç itibari ile filmin sponsoru İran hükümetiydi. Filmi izlerken de bu kaygıların ne kadar haklı olduğuna şahit olduk.

Filmde en problemli konu Hz.Peygamber'in çocukluk dönemi olsa da fiziken gösterilmesiydi. Yüzü hiç bir zaman gösterilmedi. Sesinin olması gereken yerlerde de altyazı vardı. Buna rağmen silueti, uzun saçları ve ay gibi parlayan eli hep göz önündeydi. Kıyameti koparan da bu oldu zaten. İtikadi olarak bir sakınca olmamasına rağmen Hz.Peygamber'e hürmeten onun resmedilmesi biz de hiç bir zaman hoş karşılanmamıştır. Belki de gelecek yüzyıllarda Hz.İsa gibi bir figür oluşmamasını engellemek için haklı bir davranıştır. Ancak şii siyerinde bu kadar ihtimam gösterilmemekte. Çizimlerde Hz.Peygamber'in resmedilmesi doğal karşılanmaktadır. Hatta İran'ın büyük etki bıraktığı Selçuklularda bile bu böyleydi. Osmanlıda bile bazı minyatürlerde görülebilmekteyken günümüz sünni dünyası sert tepki vermektedir.  

Diğer bir tartışmalı konu ise Ebu Talip'in Hz.Peygamber'e iman eden bir sahabe gibi gösterilme çabası. Bunda Hz.Ali'nin babası olmasında dolayı şiilerin verdiği önem yatmaktadır. Bir nevi kutsiyet atfetmekteler. Ancak Ebu Talip'in  Hz.Peygamber'i hayatı pahasına koruyup kollamasına rağmen iman etmeden öldüğüne dair inanç ağır basmakta. Hz.Peygamber hiç görmediği babası Abdullah'ın ve dedesi Abdulmuttalip'in hanif kabul edilerek diğer müşriklerden ayrı görülmesi gibi bir yaklaşım var burada. Filmde pek dikkat çekmese de iki sahnede Hz.Ali yer almakta. Sesi duyulsa bile siması gösterilmemekte. Bu üçlemenin diğer filmlerinde de Hz.Ali'nin gizleneceğini göstermekte.

Bu iki önemli konunun dışında bir de uydurma rivayetlere dayanarak filme eklendiğini düşündüğüm mucize sahneleri var. Baya sırıtıyor filmde. Hiç bir kitapta okumadığım hiç bir sohbette duymadığım mucizeler. Hz.Peygamber için çocukken bile hastalara şifa veren, denizden balık bahşeden bir insan portresi olarak çiziliyor.  

Sonuç olarak başta söylediğimi tekrar etmeliyim. 


Filmi izleyin. Daha iyisi çekmek için izleyin. Doğrusunu çekmek için izleyin. Şii itikadını tanımak için izleyin. İzlerken okuyun. Okurken öğrenin. Sadece bu film için değil genel bir kaide olarak uygulayın hayatınızda. Kulaktan duyma bilgilere amel etmeyin. Kaynağından kurandan sünnetten siyerden öğrenin.






5 Kasım 2016 Cumartesi

Atatürk Arboretumu'nda Sonbaharın Şarkısı

Atatürk Arboretumu

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
(Yahya Kemal)

İstanbul'da son baharın en güzel yaşandığı yer malumunuz Belgrad Ormanı'dır. Meşe türü ağaçlar ile kaplı orman yeşilden kahverengiye dönerken rengarenk masalsı bir atmosfere bürünür. Bendleriyle kemerleriyle tarih ve doğanın içiçe geçtiği Belgrad Ormanı'nın içinde çok daha özel bir köşe vardır ki sonbaharın şarkısı yazılır. Atatürk Arboretumu barındırdığı 2000'e yakın ağaç ve odunsu bitki türü ile misafirlerini renkleri ile büyülemektedir.

Arboretum kısaca canlı ağaç müzesi diyebileceğimiz bilimsel çalışma ve araştırma yapmak için orman içindeki kurulan özel alanlardır. Ancak akademik çalışmaların ötesinde faydaları da vardır. Doğa sevgisinin geniş halk kitlelerine yayılmasında büyük fayda sağlarlar. Hele ki İstanbul gibi park fakiri bir şehir için.  Her bir ağaç etiketlenir ve gelişmeleri takip edilir burada. Ağaçların altında küçük tabelalarda isimleri kökeni yazar. Gül Ağacı, Lale Ağacı, Apaçi Çamı, Çin Yelpaze Çamı, Bataklık Servisi, Japon Akçaağacı, Çin Kadın Tuzluluğu gibi ilginç ağaç türlerinin ilgi çekici isimleri ile karşılaşırsınız.

Renkler şarkı söyler Arboretum'da sonbaharda

Arboretum birbirinden farklı yüzlerce ağaç türünün oluşturduğu renk harmonisi meydana gelir sonbaharda. Kırmızının, turuncunun, kahverenginin ve elbette yeşilin her tonu karşılar sizi.  Doya doya sonbaharı yaşarsınız her hücrenize kadar. Onlarca yıl önce dikilen tohuhum ve emeğin eseri vardır burada.

Atatürk Arboretumu 1949 yılında Sarıyer ilçesi sınırları içerisinde Bahçeköy mevkiinde kurulmuş. Belgrad Ormanının meşe türlerinin gelişimine uygun olmasından dolayı uzmanlık alanı olarak meşe türü ağaçlardır. Farklı ülkelerden getirilen 100 yakın meşe türü tohumdan yetiştirilerek geniş bir koleksiyon oluşturulmuş. Arboretum içerisinde 3 tane küçük gölet bulunmakta. Mikroklima ortamı yaratılarak farklı ağaç türlerinin gelişimi sağlanmış. Bataklı türü ağaçlar da rahatlıkla yetiştirilmiş böylece. Arboretum kurulurken ormanın bir bölümünde düzgün geniş caddeler açılmış. Düzenli bir şekilde fıstık çamı ve diğer tür ağaçlar dikilerek günümüz için muazzam güzellikte yollar meydana gelmesi sağlanmış.


Ailecek çocuklarınızla keyifli bir zaman geçirebileceğin bir yer Atatürk Arboretumu. Şehrin hemen yanında ama şehirden çok uzakta bir yer. Buraya gelirlen bazı hususlara dikkat etmeniz gerekiyor. Burası yemek yeme ve eğlence yeri değil Bu yüzden yemek yiyebileceğiniz bir yer yok. Hafta sonu 15 TL giriş ücreti var. Öğrenciler için ise 5 TL. Hafta içi  çok daha cüzi bir fiyata girebilirsiniz. Kamera ile çekim yapmak serbest. Ancak profesyonel çekimler  ücretli. Özellikle düğün ve özel gün çekimleri için popüler bir yer. Okullar gruplar halinde öğrencileri de gezdirmektedir. Bundan dolayı hafta sonlarında ciddi bir yoğunluk oluşmakta.

Gül Ağacı, Lale Ağacı, Apaçi Çamı, Çin Yelpaze Çamı, Bataklık Servisi, Japon Akçaağacı, Çin Kadın Tuzluluğu gibi ilginç ağaçların yapraklarının oluşturduğu muhteşem sonbahar renkleri

İlgili Yazılar :

İstanbul'da Sonbaharın Adı Belgrad Ormanı
http://www.yoldakiizler.com/2013/10/istanbulda-sonbaharin-adi-belgrad-ormani.html

Sonbahar Sözleri
http://www.yoldakiizler.com/2015/10/sonbahar-sozleri_5.html

Atatürk Arboretumu Fotoğrafları 


 

 

 

 

 

3 Temmuz 2016 Pazar

Sebe Kavmi : Uzun Yolculuklar Arzulayan Bir Halkın Sonu


Yol ve yolculuk ile ayetlerin dikkatimi çektiği malumunuzdur. Daha önce topladığım Seyahat Ayetleri'nin dışında da bir çok ayete denk geldim. Daha çok seyahati teşvik eden ayetler olmasına karşın dün karşılaştığım ayet beni bir hayli düşünmeye sevketti. Çünkü menfi bir manası vardı. Sebe halkı ile ilgili ayette şu ifadeler yer almakta :
Sebe 19: Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır! dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık: Şüphesiz ki, bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
Dua ediyorlarmış gibi gözükse de sonradan bunun Sebe halkı için pek de iyi bir akibet olmadığı anlaşılmaktadır. Uzun yolculuklar istemek niçin helak sebebi olabilir? Bu sorunun cevabı bir önceki ayette gizli.

Sebe 18: Biz, onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta şehirler meydana getirmiş ve onlara da düzenli gidiş geliş imkanı sağlamış "Gezin oralarda, geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde!" demiştik.

Seve kavmi Güney Arabistan'da yaşamış büyük bir halk. Tarihi kayıtlarda Hz.Süleyman hariç hiç bir devletin egemenliğine girmediği; Mısır, Büyük İskender ve Romalılar yaptıkları savaşları kazandıkları ifade edilmektedir. Bu ayette de Sebe kavmine verilen nimetlerden bahsedilmekte. Mesafesi kısa ve ulaşım imkanı rahat şehirler ve bahçeler bahşedilmesine rağmen Sebe halkı bununla şükretmeyip kendi kendilerine beddua niyetine geçebilecek bir talepte bulunmaktalar.  Allah'ta bu azgın kavmin isteğini kabul eder. Yaptıkları büyük barajın çökmesi üzerine uzak diyarlara göç etmek zorunda kalırlar. Ve tarihten silinip giderler.

Kuran'da bahsedilen kıssalarda helak olmuş kavimlerin günümüzde muhakkak örnekleri vardır. İbret almamız için gözümüzün önünde dolanıp dururlar. Hemen bu ayetin yansımasına örnek olabilecek olaylar geldi aklıma. Hem de çok ta uzağa ve eskilere gitmeye gerek duymadan. Boğaz köprüsünün yapılmasına karşı çıkan insanlar vardı. Daha yakın bir zaman geldiğimiz de Marmaray'ın açıldığı dönemde trenlerin bozulmasından memnun olan bir güruh vardı. Hatta su alıp tünelin çökmesi için neredeyse dua edeceklerdi.  Yine geçtiğimiz günlerde açılan Osmangazi Köprüsü'nün yapımından memnun olmayan akıl yoksunu kişiler çıktı ortaya. Ayetlerin birebir kelime manalarına karşılık gelebilecek bir kaç örnek sadece bunlar. Daha geniş anlamda düşünüldüğünde daha fazla örnek verilebilir.

Verilen nimetlere, yapılacak hizmetlere sırf kendi düşünceleri ve menfaatleri için karşı çıkan insanlar var bu dünyada ve dahi ülkemizde. Ekseriyetin hatta kendilerinin daha çok  fayda göreceğini göz ardı edip nankörlük etmekteler.  Allah bu zihniyetin açtığı zararlardan bizleri korusun.


14 Haziran 2016 Salı

Yol Sözleri 5


"...bir yol tuttu" (Kehf-85)

201-
Ne kadar kaçmak ve uzaklaşmak arzusu ile dolu ise, o kadar da bağlanmak, kalmak, bağdaş kurup oturmak istiyorum.
(Sait Faik Abasıyanık)
*
202-
İşte bir kubbe ki söyler saati.
Yolcu ilk, dalgalar son cemaati,
(Arif Nihat Asya)
*
203-
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim"
öbür yanımız "otur" diyor.
(Can Yücel)
*
204-
Yol yolcunun bahanesi. Yolcu yola nispetle kalbine ağır.
(Güven Adıgüzel)
*
205-
İnsan öyle bir yere gelir ki orada sadece yol ile yoldaş arasında değil yol ile yolcu arasında bile bir fark kalmaz. Yolcu da, yoldaş da, yol da hep bir manada toplanıverir. İnsan kendinde, kendine doğru, kendince yürüdüğünü fark eder.
(Dücane Cündioğlu)
*
206-
Gitmek kaderi değiştirmektir.
(Cemil Meriç)
*
207-
Yol uzun, ömür kısa yahu. dünya ile zıtlaşmayı bırakın.
(Cabülka- Yaşar Bedri)
*
208-
Hayal gücü olmayan insanın kanatları yoktur.
(Muhammed Ali)
*
209-
Seni tüketen, önünde tırmanılacak dağlar değil, ayakkabında ki çakıl taşlarıdır.
(Muhammed Ali)
*
210-
Kendi yolunu bulamayan, bütün yolları boşuna yürür.
(Oruç Aruoba)
*
211-
Bu yollarda izimiz
Bu göklerde gizlimiz
Yollar, beni vardırın
Gökler, tutup kaldırın
(Necip Fazıl Kısakürek)
*
212-
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü
ona göre ver. Vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın,
hercai ve seyyal…
(Halil Cibran)
*
213-
Bir yolculuk var bize,
Gider dururuz sürekli dipsize,
Çıkışımız olur mu bilinmez,
Dileğimiz Yusuf olmaktır, bu yoldan vazgeçilmez
(Ahmet Gazi A. Aydın)
*
214-
Dağlara götür yorulan yerini
(Harput Atasözü)
*
215-
Belki sana yazarım
Uğradığım bir şehirden
Eski bir kart atarım
Mekke ya da Kudüs'ten
(Yüksek Sadakat- Kutlu Özmakinacı)
*
216-
Yürümesini bilmeyenler, koşanlara kızarlar.
(Cemil Meriç)
*
217-
Ayaklarım hareket etmeye başladığı anda düşüncelerim akmaya başlıyor.
(H.D. Thoreau)
*
218-
Ben açık bir yol düşünden öte,
Bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
Gerisi sadece gök ve toprak
(Fernando Pessoa)
*
219-
Su kesiksiz hareket zikir ahenk şırıltı
akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı
(Necip Fazıl Kısakürek)
*
220-
Ömrümün uzun yolu
Geçip gitsem yare doğru
Gözlerim yaş dolu dolu
Yol ver dağlar yol ver bana
(Aşık Veysel)
*
221-
Yolcuğun nerede biteceğini söylemem.
Ama nerede başladığını biliyorum.
(Avicii)
*
222-
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
(Abdurrahim Karakoç)
*
223-
Bütün uzaklara gittim
Hepsinin de dönüşü vardı.
Gitmesem ölürdüm
Kocaman bir yalnızlıktı dönüp geldiğim.
(Şükrü Erbaş)
*
224-
Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu.
(Hz. Mevlana)
*
225-
Yeterince uzağa giderseniz içinizdeki size ulaşabilirsiniz.
(David Mitchell)
*
226-
Ben yol vermez geçitlerdim sen bağrımı delen ırmak
(Fatih Sofuoğlu)
*
227-
Tarlada izi olmayanın hasatta yüzü olmaz
(Atasözü)
*
228-
Hem mekansal, hem düşünsel, hem de duygulsal bir yolculuktur. Ama yazarı için o seyahat, roman daha ortada yokken başlar.
(Ahmet Ümit)
*
229-
Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
(Orhan Veli)
*
230-
düştüm yollarında
kaldım dağlarında
yaban ellerinde
gezgin idim hancı oldum
bir garip gezginim
dalına kuzgunum
ben senin yazgınım
aşk yolunda koyma beni
(Kara Güneş - Koyma Beni)
*
231-
Sonra anlıyorsun ki asıl mesele hangi yoldan gittiğinden ziyade, yan koltuğunda kimin oturduğunu seçmekten ibaret.
(Selcan Aydın)
*
232-
Bu senin yolun yalnızca, başkaları seninle yürüyebilir, fakat hiç kimse senin için yürüyemez. (Mevlana)
*
233-
Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha zevklidir.
(Robert Louis Stevenson)
*
234-
Allah'ım
Yol boyunca,
Tarih boyunca,
Başıboş bırakma bizi...
(Cahit Zarifoğlu)
*
235-
Sefer düştü Gürcistan'a,
Bizim ilen gelen gelsin!
Mert gelsin namert gelmesin!
(Köroğlu Destanı)
*
236-
Bilmiyor musun ki
Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça
kim olduğunu asla bilemezsin
(José Saramago)
*
237-
Vel hasıl dünya hayatı "İş" dediğimiz oyun ve eğlenceden ibarettir.
(Mustafa Kutlu-Hesap Günü)
*
238-
Her şey hızlandı. Yolculuklar, dostluklar, aşklar.
Yavaşlayabilenler daha çok mesafe kat ettiler.
(Bekir Develi)
*
239-
Fazla ayrıntıya gömülmekle suçlamayın beni. Yolcuların tarzıdır bu !
(Xavier de Maistre)
*
240-
Uçsuz bucaksız çöllerde
Yine izler gelenlerin;
Yollar gideceklerindir....
(Arif Nihat Asya)
*
241-
Denizin kenarına kadar ayakların izi vardır. Lakin denizin içinde artık bir iz kalmaz.
(Hazreti Mevlana)
*
242-
Yeni Cami, şehrin bir sahilinde henüz karaya yaklaşmış masal gemisi ...
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
*
243-
Yolculuk, benliğimizdeki bir tür iç dekoru yıkar. Yolculuk bu sığınaktan yoksun bırakır bizi.
(Albert Camus)
*
244-
Eylül toparlandı gitti işte / Ekim filan da gider bu gidişle
(Turgut Uyar)
*
245-
Gitmek gerekir bazen. Fazla yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına bile dönüp bakmadan.'
(Can Yücel)
*
246-
Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder !
(Dücane Cündioğlu)
*
247-
Herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı
Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.
(Fyodor Dostoyevski)
*
248-
Daha gidilecek yol var güzelim
Aşılacak dağlar varılacak köyler
Konulacak yürekler var hakedmiş
(Gönül Köse)
*
249-
Yolculuk, benliğimizdeki bir tür iç dekoru yıkar. Yolculuk bu sığınaktan yoksun bırakır bizi. Sevdiklerimizden, dilimizden uzakta kalınca tüm desteklerimizden kopup maskelerimizden yoksun kalınca, kendi kendimizin yüzeyindeyizdir tümüyle
(Albert Camus)
*
250-
Mavi ve yeşil biraz da toprak. Başka renge ihtiyacı yok insanın
(Fatih Yıldız)
*

Yol Sözleri ile ilgili diğer yazılar : #YolSözleri

Yol Sözleri 1 
Yol Sözleri 2
Yol Sözleri 3




12 Haziran 2016 Pazar

Kuran'da Yol Kıssaları : Zülkarneyn Batı'dan Doğu'ya Yolculuğu


Kur'an-ı Kerim'de geçmiş peygamber ve kavimlerle ilgili pek çok kıssa bulunmakta. Bunlardan bir kısmı da yol hikayesi mahiyeti taşıyan kıssalar. En meşhuru bildiğiniz üzere Hz. Musa ile Hz. Hızır arasında geçen yolculuk kıssasıdır. Daha önce bununla ilgili ayetlerden bir tanesini paylaşmıştım. Bunun haricindeki kıssaları da araştırıp hadisler de karşılaştırarak Kur'anda Yol Kıssaları başlığı altında anlatmaya çalışacağım.

Bugünkü konumuz Doğu ve Batıya seferler yapan Zülkarneyn. Peygamber mi yoksa Hızır gibi Allah'ın veli kullarından birisi mi çok net olmayan bir zat. Kuran'da bahsi geçmesinin sebebi ise Yahudilerin  Hz. Peygamber'i sınama maksadıyla  Ruh, Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn hakkında soru sormalarından dolayıdır.  Bu sorular üzerine Zülkarneyn ile ilgili Kehf Suresi'in 83-101 ayetleri nazil olmuştur.

Kehf suresinde 3 farklı ayette "...bir yol tuttu."  sözleri zikredilerek Zülkarneyn'in yaptığı yolculuklardan bahsedilmekte. İlki güneşin battığı topraklar yani Batı seferi. İkincisi güneşin doğduğu topraklar yani Doğu seferi. Bu ayetlerden Zülkarneyn'in kudretli bir kumandan olduğu ve gittiği yerleri fethettiği anlaşılmaktadır.  Bahsi geçen son sefer ise Ye'cüc ve Me'cüc isimli kavimlerin zultmettiği halkların yardımına koşar. Zülkarneyn demir içerikli bir set yaparak Ye'cüc ve Me'cüc'lerin etrafa zarar vermesini engeller.

Zülkarneyn'in kim olduğuna dair çok çeşitli tahminler yapılmakta. Büyük İskender diyen de var Türklerin atası Bilge Kağan'da. Hz. Perygamber'den rivayet edilen bir hadiste söyle buyrulur :
"İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzünde dört kisi mâlik oldu. Mü’min olan ikisi, ikisi de kâfir idi. Mü’min olan ikisi, Zülkarneyn ile Süleyman idi. Kâfir olan ikisi de Nemrud ile Buhtunnasar idi. Besinci olarak yeryüzüne benim evlâdimdan biri yâni Mehdi mâlik olacaktir ». 
Hem ayetlere hem de bu hadise göre Zülkarneyn Allah'a iman eden mümin bir kişi. İskender gibi putpereset bir kişi olamaz.  Bir diğer ipucu ise Hz. Perygamber'e soru sordukları için Yahudilerin haberdar olduğu hatta saygı duydukları bir kişinin olması.  Bilge Kağan'ın olması da bu çerçevede uzuk bir ihtimal.

Zülkarneyn'in  kim olduğuna dair bir diğer ihtimal ise Pers Kralı II.Kiros'tur. Yahudiler için oldukça önemli bir şahsiyet olan Kiros Batıda Anadolu'yu Ege kıyılarına kadar, Doğuda ise İran'ın en doğusuna kadar çöllerin tamamına hakim olmuştur. En Doğu ve en Batı kavramlarının o dönem şartlarında tüm dünyayı değil de o dönem insanının anlayabileceği sembolik ifadeler olduğunu düşündüğümüzde Kiros'un hakim olduğu yerler ayetlerdeki ifadelere uymaktadır.

Tüm bu ihtimallere rağmen Kuran'da Zülkarneyn'in kim olduğuna dikkat çekilmemiştir. Önemli olan yaptığı seyahatlerdir. Ayetler bu çerçevede dikkate alınmalıdır.

83. (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."  
84. Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.  
85. O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.  
86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.  
87. Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.  
88. "Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."
89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
91. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
92. Sonra yine bir yol tuttu.
93. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
94. Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
95. Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.
96. "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.
97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.
98. Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.
99. O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
100, 101. O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!

*******


Not :
Pers Kralı II.Kiros ilgili kaynak yazı için  :

http://oguzhanduru.blogspot.com.tr/2015/09/zulkarneynin-kimligine-dair-varsaymlar.html









8 Haziran 2016 Çarşamba

Şile'de bir Saklı Göl


Şile'de adıyla müsamma bir göl var. Saklı Göl.  Aslında küçük bir gölet. Ancak yeşil tepelerin ortasında kendini gizlemiş saklı bir cenne. Gizli denilmesine bakmayın. Son yıllarda oldukça rağbet gören bir yer. Özellikle hafta sonu göl kıyısında kahvaltı yapmak isteyenler akın ediyor. Haksız da sayılmazlar. Şehrin boğucu atmosferinden kaçıp bir nefes huzur arıyor insanlar.

Şile'ye doğru giderken Işık Üniversitesini geçtikten sonra Şile Şehir Merkezi tabelası ile birlikte Saklı Göl tabelasını göreceksiniz. Sağa doğru Karamendere Köyü istikametinde 5 dk'da ulaşabilirsiniz. Göleti oluşturan setin üzerine kurulu bir tesis var.  Geniş otoparkı ile park sorunu yaşamazsınız. Kahvaltısı ile ünlü olsa da günün her saati istediğiniz yiyeceğiz bulabileceğiniz bir mekan. Ayrıca tesisten temin edebileceğiniz malzemelerle ailecek piknik yapabileceğiniz alanlar var.  Çocuklarla doğada zaman geçirmek için ideal bir mekan. Yemeğinizi yedikten sonra göl etrafında ağaçların arasında yapacağınız yürüyüş sizi kendinize getirecektir.  Tüm yorgunluğunuzu alacak doğal bir terapi olacaktır. 

Elbette dönüş yolunda Şile'ye uğramadan olmaz. Önce Şile Deniz Feneri'ne gidip Şile Kalesini ve Limanı'nı tepeden izlemeli. Sonra limana inip bir yorgunluk çayı içilmeli. Mendirekte yapacağınız yürüyüşle de günü taçlandırmalısınız.

Şile Saklı Göl Kahvaltı Tesisi

Saklı Göl'de Piknik Alanları

Saklı Göl yürüyüş manzarası


  

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys