3 Mayıs 2017 Çarşamba

Oylat : Şelalede Suyun Azgın Coşkusu Mağarada Karanlığın Ürpertici Huzuru

Oylat


Oylat denilince aklınıza kaplıca geliyorsa asıl güzelliklerini ya duymamışsınızdır yada ikinci plana atmışsınız demektir. Kaplıcalarla pek aram yok. O yüzden size onu anlatmayacağım. Ama sevenlere de sevmeyenlere de Oylat'a gitmeleri için elimde iki güzel sebep var.

Önce size Oylat'ın hikayesini anlatayım. Anadolu'daki isimlerin efsanelerini araştırmak hoşuma gidiyor. Her ne kadar abartılı halk anlatımları olsa da geçmişten izler taşırla her zaman. Oylat'ın da bir hikayesi var. Hem de acıklı olmayan. Hüzünlü başlayıp mutlu sonla biten bir prenses hikayesi. Bizans döneminde bölgenin hakimi tekfurun güzeller güzeli bir kızı varmış. Nazardan mı bilinmez bir hastalığa yakalanmış prenses. Hekimler çaresini bulamamışlar. Tekfur günden güne eriyip biten prensesin gözünün önünde ölmesine dayanamamış. Son günlerini huzur içinde geçirmesi için ormanın içine bırakmalarını emretmiş. Hekimler o güne kadar bilinmeyen bir kaynağın yanına bırakıp Öl-Yat demişler giderken. Prenses şifalı su ile yıkanıp sıhhatine kavuşmuş. Babasının sarayına tüm güzelliğe ile geri dönmüş. Öl-Yat'ın ünü dilden dile anlatılıp günümüze Olyat olarak gelmiş.

Oylat efsanedeki gibi iki dağın arasında ormanın ortasında muhteşem atmosferi ile huzurun aşka gelip coştuğu bir yer. Yazımın başında dediğim gibi bu övgülerin sebebi şifalı sıcak suyu değil sadece. Bir tarafında coşku ile akan şelalesi, diğer tarafında ise yerin derinliklerinde karanlığın ince ince işlediği mağarası ile eşi az bulunan bir yer.  Tüm bu güzellikleri bir gün içinde gezebilirsiniz.

Oylat , sırtını Uludağ'a dayamış Bursa'nın İnegöl ilçesine 27 km mesafede ulaşımı oldukça kolay bir konuma sahip. Ama dağların içine doğru sanki oya örer gibi döne döne gidiyorsunuz. Dikkatle arabanızı kullanırken  gürgen, meşe, çam, çınar ve ıhlamur ağaçlarıyla kaplı ormanın tadını çıkartıyorsunuz.

Oylat Kaplıcaları
Kaplıca bölgesine ulaştığınızda kendinizi 90'lı yıllarda bulabilirsiniz. Oteller konseptini değiştirmemişler yıllardır. Bazen iyi ki de öyle kalmış diyorsunuz. İhtiyacınız olan her şeyi meydandan bulabilirsiniz. Yemek mekanları olduğu gibi mangal yapmak için de yerler mevcut. Özellikle meydandaki Oylat Sucuklarını tavsiye ederim. Çok lezzetli doğal sucukları var. Yol boyunca dere kenarına kurulu alabalık tesislerini de tercih edebilirsiniz.

Oylat Alabalık


Uzun bir girişten sonra asıl konumuza gelelim. Öyle uzun uzun anlatmayacağım. Fotoğrafın dilini kullanacağım bu sefer. O size her şeyi anlatacaktır.

Oylat Şelalesi 

Kaplıca bölgesinden yaklaşık 2 km'lik bir patikadan şelaleye ulaşabilirsiniz. Dere kenarında küçük ahşap asma köprüler var. Yolun sonuna doğru dikleşiyor. Pes edip geri dönmeyin sakın. Tepeyi aştığınızda gözlerinize inanamayacaksınız. İstanbul'a yakın en güzel şelalelerden bir tanesi ile karşılaşacaksınız. İki parça olarak 15 mt yükseklikten dökülüyor. Daha sonra küçük parçalar yayılarak yolculuğunu dere olarak devam ediyor.

Oylat Şelalesi

Oylat Mağarası

Oylat kaplıcalar bölgesinde 2 km kadar aşağıdadır. Türkiye'nin 3 büyük mağarasına geldiğinizi içine girdiğinizde idrak edeceksiniz. Dar giriş kapısından girdiğinizde sizi çok büyük bir galeri karşılıyor. Mağara bilinenin aksine yukarı doğru yükseliyor. Merdivenlerle çıkıyorsunuz. Önce 2-5 metre genişliğinde 10-15 yüksekliğinde uzun bir koridordan geçiyorsunuz. Sizi daha içlerdeki güzelliğe alıştırıyor gidi bu kısım. Yavaş yavaş görünen sarkıklarla dikiklerler heyecanlanıyorsunuz ama mağaranın derinliklerine saklayın kendinizi. 665 mt gittiğinizde iki büyük galeri ile karşılaşacaksınız. Yüksekliği 93 mt'yi bulan bu galerilerde asıl sanat eserleri saklı. Her bir köşede milyonlarca yıllın emeği ile oluşan sütunlar, sarkıklar, dikikler ve damlataşlarla büyüleneceksiniz. Karanlığın içinde korkudan ürperirken tarif edemediğiniz bir huzur bulacaksınız.  Mağaranın içinde iliklerinize kadar işleyen bir rüzgar akımı var. Bunun sebebi tepeye kadar çıkan bir bacasının olması. Bu sayede mağara içinde yarasa başta olmak üzere bir çok canlı yaşamakta.

Oylat Mağarası

Oylat Fotoğrafları : 

Yoldaki İzler Oylat'ta

Oylat Şelale Gezisi 
Oylat Şelalesi














1 Mayıs 2017 Pazartesi

Erguvan Zamanı Boğaz Turu


Erguvanlarla kaplı Rumeli Hisarı


Yılın her mevsimi boğaz turu yapmaktan büyük zevk alıyorum. Önünden yüzlerce kez geçtiğim yalıları hayranlıkla izliyorum. Altından her geçtiğimde köprülerin ilk defa geçiyormuşum gibi heyecanlanıyorum. Boğazım sırtlarında yeşilliklerle doyuyorum gönlümü. Mavi sularıyla yıkıyorum ruhumu. Kar beyazı ile kaplandığında da mor renkli erguvanlarla süslendiğinde de bambaşka haz alıyorum. İşte Mayıs ayı rengarenk bir zaman boğaz için. İstanbul'la özdeşleşmiş çiçeği erguvanları ruha şifa gibidir.

Geçen yıl Rumeli Hisarında erguvanların arkasından seyretmiştim boğazı doya. (İlgili yazı : Rumeli Hisarı'nda Erguvanlar Arasında Boğaz Seyri). Bu sene de Boğaz'dan erguvanlı Rumeli Hisarına baktım uzun uzun. Keyfini çıkarta çıkarta. İstanbul'un yalancı havasına kanıp gömlekle çıkmama, Karadeniz'den gelen rüzgarı ciğerime kadar hissetmeme rağmen yaşadım İstanbul'u. Boğazın tam ortasında. 

Fotoğrafların yanısıra video da çektim bu sefer. 3 dakikalık bir klip hazırladım. Youtube kanalımdan seyredebilirsiniz. 


     

 

24 Nisan 2017 Pazartesi

Düzce'nin Masalsı Şelaleleri



Düzce şehir merkezi olarak olmasa da doğal güzellikleri açısından Türkiye'nin en güzel illerinden bir tanesi. Özellikle su kaynakları açısında oldukça zengin. Öyle ki büyük ölçekli 7 şelalesi ile  en fazla şelale olan şehirlerimizden birisi. Ayrıca en yüksekten dökülen şelalede Düzce'de yer alır.  6 tane nehir, 1 tane baraj gölü (Hasanlar Barajı) ve 1 tane sulak alanı (Efteni Gölü) ile su cennetidir Düzce. Fındık bahçeleri yemyeşil  dağları küçük bir Karadeniz bile denilebilir.

Günü birlik bir tur yapmak isterseniz hepsini olmasa bile bu şelalelerden bir kaçını gün içinde gezebilirsiniz. Havaların ısındığı, çiçeklerin açıp yaprakların yeşillendiği, Nisan yağmurları ile suların coştuğu bu bahar günlerinde Düzce şelaleleri için yola çıktık biz de. Gelin siz de bizimle bu doyumsuz yolculuğun tadını çıkartın.

İlk durağımız göçmen kuşların uğrak noktası Efteni Gölü.

Efteni Gölü

Efteni Gölü
Göl deyince aklınıza Sapanca gibi büyük bir göl canlanmasın. Geniş bir alana yayılmış sığ bir su birikintisi aslında. Bundan dolayı da göçmen kuşlar burada konaklayabilmekte. Efteni Gölü adını Bizans prensesi olan Eftalya'dan almış. Anadolu' meşhur olan efsaneler burada da kulaktan kulağa anlatıla gelir. Efsaneye göre yolculuk sırasında yüzünde yaralar çıkan Eftalya gölün suları ile şifa bulur. Buna sevinen imparator göl kenarı bir hamam inşa edip Eftalya'yı burada bırakır. Gel zaman git zaman Eftalya gölün karşı kıyısında bir Osmanlı beyine aşık olur. Bir gün kayıkla sevgilisine giderken kayığının batması ile ölür. Gölün adı da Eftalya'dan Efteni olarak günümüze gelir. 


Efteni gölünün büyük bir kısmı sazlıklar kaplı. Bu yüzden çevresi gezmeniz pek mümkün değil. Gölün kenarına yapılan iskele ile gölün içlerine kadar yürüme imkanı sağlanmış. Ayrıca ahşaptan küçük bir kule var. Gölün güzelliğini tepeden izleme fırsatı veriyor. İskelenin etrafı nilüfer çiçekleri ile kaplı. Çiçekler henüz açmaya başlamışlar. Bir iki haftaya tüm güzellikleri ile kendilerini gösterecek. İşte o zaman muazzam olacaktır.

Gölden yukarı doğru baktığınızda fındık bahçelerinin yeşili gözlerimizi alıyor. İşte bu tepelere doğru 5-6 km kadar yol tırmandığımızda Güzeldere Şelalesi'ne varıyoruz.   

Güzeldere Şelalesi : 

Güzeldere Şelalesi

Gölyaka ilçesinin sınırları içerisinde yer alan Güzeldere Şelalesi Düzce’ye 28, Gölyaka’ya ise 16 km mesafededir. 630 m rakımda 130 mt yükseklikten dökülen Bıçkı Deresi  Türkiye'nin en büyük şelalesini oluşturur. Yaprak döken ağaç türleri ile her mevsim başka bir güzelliğe bürünen muhteşem bir doğaya sahip.  Çevresi milli park olarak düzenlenmiş. Şelalenin dibine kadar inen merdivenleri ile ulaşım çok rahat. Park içinde kafeteryası, bungalov evleri ve mesire alanı yer almaktadır. Ailecek güzel bir geçirmek için ideal bir yer. Şelalenin üstünde yer alan Pürenli yaylasına doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz.

İkinci şelalemizi görmek için Aydınpınar'a doğru yola çıkıyoruz. Anca gözüne alabildiğine yeşilin tadına vara vara.

Aydınpınar Şelalesi


Düzce Merkez Aydınpınar Köyü sınırları içinde irili ufaklı şelalelerden oluşan  Aydınpınar Şelaleleri, Güzeldere ve Samandere Şelaleleri arasında yol güzergahında yer alır. Şelaleleye kadar korunaklı bir yol yapılmış. Orta çaplı ama görsel olarak çok güzel bir şelale. Coşkun akan sesi ile bakakalıyorsunuz.

Samandere Şelalesi

Samandere Şelalesi

Düzce il merkezine 26 km uzaklıkta yer alan Samandere Şelalesi belki de Türkiye'nin en fantastik şelalesidir. Tek parça olarak akmamasına, net olarak görülen bir açısı olmamasına rağmen kendisine hayran bırakan doğal bir oluşumu var. Bundan dolayı Orman Bakanlığınca “Tabiat Anıtı” olarak tescil edilmiş.Büyük şelale cadı kazanı denilen bir boşluktan kayboluyor önce. Sonra köprü altında geçerek ikinci bir şelale oluşturuyor. Yanlardan küçük şelalelerle destekleniyor atmosfer. Kendiniz üç boyutlu bir sinemada hissediyorsunuz ama her ayrıntısı ile gerçek.  Daracık bir kanyondan ovaya doğru uzanıp gözden kaybolurken sizde akıp gidiyorsunuz adeta. Öyle masalsı bir yer işte Samandere.

Trekking Time'dan rehberimiz Timuçin sayesinde tüm bu güzellikleri arkamızda bırakıp masalsı bir haftasonu daha geçirmenin mutluluğu ile evimize dönüyoruz. Daha fazla fotoğraf için facebook sayfamıza bekliyoruz.  ---- >  www.facebook.com/yoldakiizlercom/


Güzeldere'den inerken bir çay molası için durduğumuz Toptepe mevkinden Efteni Gölü Manzarası

Mutluluğun resmi

Samandere'nin Cadı Kazanı


26 Mart 2017 Pazar

Büyükada'da Mimoza Kokulu Bahar



Adalar İstanbul'un göz bebeğidir. Bir el uzatımı mesafesinde ama İstanbul'un çok uzağındadır. Deniziyle, konaklarıyla, tertemiz havasıyla bambaşka bir atmosferi vardır. Yazları akla gelse de her mevsimi bir başkadır Adalar'ın. Baharı da çok güzeldir. Her biri sanat eseri gibi olan evlerin bahçelerinde ağaçlar çiçeklere durduğunda ressam olası gelir insanın. Hele bir çiçek vardır ki önce o açar adalarda. Bu yüzden Ada'ya Mart'ta gitmek gerekir. Sapsarı rengi mis gibi kokusu ile mest eder insanı. Mimozadır bu güzel çiçeğin ismi

İsmi çok bilinse de kendisi pek bilinmez. İstanbul'un her ilçesinde bir sokağa ismi verilmiştir. Şarkılarda konusu geçmiştir. Ancak kıyılarda açar en çok ta Adalar'da. Yabani bir çiçek değildir. Dağda bayırda yetişmez. En narin bahçelerde bizzat dikilmelidir. Aslında çiçekte değildir. 10-15 mt varan sarı çiçekli bir akasya türüdür. Evlerin çatılarına kadar yükselir. İlginçtir 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün sembolü de Martta açtığı için mimoza çiçeğidir.


Mimoza sevdasına sisli bir haftasonu Büyükada'ya doğru yol çıktık. Onlarca kez geldiğim adaya mimoza için ilk defa geldim aslında. Geldiğim için de çok mutlu oldum. Büyük keyif aldım. Adaya adımı attığım attan itibaren sarıdan ibaret bir masalın içinde gibiydim. Gözünü alabildiğin her yere Mimoza saçılmıştı. Dükkanların kapılarında, bisikletlerin sepetinde, kafelerin masalarında, faytonların kenarlarında mimoza vardı. Hele bir de kokuları vardı ki yanımda getirdiğim bir demet mimozayı koklar dururum halen.

Adayı uzun uzun anlatmayacağım size. Hamidiye Camii'nde namaz kılıp soldan çıktık yola. Soldan Küçük Tur yolunu takip edip Aya Yorgi'ye çıktık. Nizam mahallesinden limana geri döndük. Yaklaşık 10 km'lik yürüyüş boyunca mimozalar eşlik etti bize. Kalbimizi fethetti bu narin çiçek. Fotoğraflar da sizin kalbinizi titretecektir. Görmek için geç kalmadınız. Nisan ortalarına kadar fırsatınız olabilir. Mutlaka yaşayın bu güzelliği. Hissedin.



Büyükada'nın güzeli Mimoza

Mimoza ve faytonlar

Baharın erken çiçeği Mimoza
Bahçelerin Mart süsü Mimoza Ağacı 


Mimoza Çiçeği



Yoldaki Fatih

Yoldaki İzler Müzesi'nde Mimozalar

Adalar ile ilgili yazı ve fotoğraflarıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.yoldakiizler.com/search/label/Adalar



14 Şubat 2017 Salı

Al Corniche : Doha'nın Kordon Boyu

Al Corniche
Ülkemizde denize kıyısı olan şehirlerin aşina oldu bazı cadde isimleri vardır. Sahil yolu, hatboyu caddesi, kordon boyu gibi. İşte  Doha'da ve dahi Katar bulabileceğiniz tek sahil yoluna  Al Corniche diyorlar.

Biraz garip gelebilir. İngiliz sömürgesinde kalmış bir Arap devletinin en önemli caddesinin ismi Fransızca. Buna da global dünya diyorlar işte. Anlamı bildiğiniz hani perdeleri taktığımız korniş. Körfezi perde gibi çevrelediği için mi bu isim verilmiş emin değilim.  Niye Fransızca hiç bir fikrim yok.

Katar'da trafik tabelaları da yerel giysilere göre tasarlanmış
Corniche, Doha'nın prestij caddelerinden bir tanesi. Bir ucunda İslam Eserleri müzesi, diğer ucunda Sheraton Hotel yer alıyor. Toplam uzunluğu 5 km. Doha'da görebileceğimiz en yeşil bölge burası. Hem hurma ağaçları hem sıcak iklime uygun bir kaç tür ağaç ile geniş çim alanları yer aldığı parklar var. Doha'da yaşayanları nefes aldığı bir bölge. Akşama doğru sepetini alan ailecek pikniğe geliyor buralara. Ayrıca yol boyunca herhangi bir kafe yok. Sadece yolun orta bölgesinde yer alan Al Mourjan Restaurant var. O da oldukça pahalı. Yol boyunca koşu yapan, yürüyen insanları göreceksin. Büyük bir çoğunluğu yabancı. Yani Arap olmayan expat denilen çalışanlar. Hafta sonu yapacak pek bir aktivite olmayınca ya AVM'de zaman geçirecekler yada Korniş'te.

Korniş'te piknik yapan aileler

Korniş'in alt ucunda yer alan İslam Eserleri müzesinden ve Souq Waqif'dan daha sonra bahsedeceğim. Korniş'in diğer ucunda yer alan Sheraton Hotel'in Doha için simgesel bir anlamı var. Doha'da yapılan ilk yüksek katlı bina olma özelliği var. Bu yüzden West Bay'daki diğer kulelere arasında sırıtmasına rağmen yıkılmıyor. Ayrıca çok güzel bir plajı var.

Sheraton Hotel Doha

Al Corniche

Doha'nın en yeşil bölgesi Al Corniche

Doha'da Yaşam

Katar ile ilgili diğer yazılar :

Körfez'in İncisi Katar

Souq Waqif : Doha'nın Kapalı Çarşısı
Al Corniche : Doha'nın Kordon Boyu
West Bay Area : Maslak'tan Ötesi
İslam Eserleri Müzesi : Tarihi Olmayan Ülkenin Tarih Koleksiyonu
Katara : Katarın Kültür Bahçesi
Abdulvahap Camii : Vahhabiğin Kurucusu
Katarın İncisi  : The Pearl-Qatar
Türk Dostu Katar Emiri
Qatar Airways : Katar'ın Kanatları



13 Şubat 2017 Pazartesi

Körfez'in İncisi Katar



İlk yurt dışı seyahati ile Yoldaki İzler Katar'da. Açıkçası planlarımda bu küçük körfez ülkesinin ilk olması yoktu. Eski zaman seyyahları gibi önce umreye gitmek daha sonra yurt dışı seyahatlerine başlamak istiyordum. Ama umreden daha hayırlı bir yolculuk olan hac nasip olunca öncesinde Katar'a gitmeye karar verdim. Elbette bunun da özel bir anlamı vardı benim için. Kadim bir dostu ziyaret etmek. Hem dört gün boyunca Doha'yı gezdim hem de burada yaşayan arkadaşımla hasret giderdim. Topladığım izler yanıma kar kaldı. Şimdi Doha'yı beraber tanımak ister misiniz ?

Katar 1971'de kurulmuş neredeyse başkenti Doha'dan ibaret olan bir ülke. Bir kaç tane küçük şehri daha olmasına rağmen Doha harici tüm ülke çölden ibaret. Tarihi geçmişi Osmanlı'da Basra'ya bağlı küçük bir ilçe olmakla sınırlı. Katar, inci çıkartarak geçimini sağlayan bir balıkçı köyü iken gaz ve petrolün bulunması ile bir anda zenginleşen ve gelişen bir ülke. Toplamda 2 milyon kişinin yaşadığı ülkede sadece 400 bin yerli Arap bulunmakta. Geri kalanını ise çalışmak için gelen yabancılar oluşturmakta. Üst düzey çalışanlar Avrupalı ve Amerikalı iken, alt kademe işlerde ise çoğunlukla Filipinli, Nepalli ve Hintliler işçiler çalışmakta. Haliyle konuşma dili de Arapça'dan ziyade İngilizce'ye dönmüş. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İngiliz işgaline uğramasının da etkisi var tabiki. Hatta bir dönem İngilizler burayı Hindistan kolonisi altında yönettiklerinden Hind kültürü bile yerleşmiş. Özellikle yemeklerine baharat ve acı hakim olmuş.

Katar hakkında genel bir bilgilendirmeden sonra gördüklerimizi hatta yediklerimi içtiklerimi sırasıyla anlatayım.

Başta belirttiğim gibi turistler için Katar Doha'dan ibaret bir ülke. Bu yüzden bir kaç gün yeterli. Hatta Doha aktarmalı bir seyahat planlarsanız  aktarım için verilen sürede bile gezebilirsiniz. Bunun için özel uçuşlar var. Gündüz 7-8 saat şehir turu ekliyorlar. Bu yeterli olmaz daha fazla gezmek isterseniz benim gibi 3-4 günde rahat rahat gezebilirsiniz.

Doha, yarım daire şeklindeki bir körfezin çevresine kurulmuş bir şehir. Alt kısmında Eski Doha yer almakta. Katar'a dair  görülmesi gerekli yerlerin başlıcaları bu bölgede. Souq Wakıf, Fenera, İslam Eserleri Müzesi ve Emir Sarayı hepsi iç içe. Körfezin üst kısmı ise meşhur plazaların bulunduğu bölge West Bay Area. Bu iki bölgeyi bir birine bağlayan sahil yoluna ise Al Corniche diyorlar. Bir de buranın dışında yapay adaların üzerine kurulan The Pearl-Qatar var.

Doha Gezilecek Yerler Haritası

Daha fazla fotoğraf paylaşmak ve detaylı bilgi vermek için her bölge için farklı yazı hazırladım. Aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Souq Waqif : Doha'nın Kapalı Çarşısı


Al Corniche : Doha'nın Kordon Boyu


West Bay Area : Maslak'tan Ötesi

İslam Eserleri Müzesi : Tarihi olmayan ülkenin tarihi toplaması


Katara : Katarın Kültür Bahçesi


Abdulvahap Camii : Vahhabiğin kurucunu


Katarın İncisi  : The Pearl-Qatar

The Pearl-Qatar

Türk Dostu Katar Emiri 


Qatar Airways : Katar'ın Kanatları


 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys