26 Mart 2017 Pazar

Büyükada'da Mimoza Kokulu Bahar



Adalar İstanbul'un göz bebeğidir. Bir el uzatımı mesafesinde ama İstanbul'un çok uzağındadır. Deniziyle, konaklarıyla, tertemiz havasıyla bambaşka bir atmosferi vardır. Yazları akla gelse de her mevsimi bir başkadır Adalar'ın. Baharı da çok güzeldir. Her biri sanat eseri gibi olan evlerin bahçelerinde ağaçlar çiçeklere durduğunda ressam olası gelir insanın. Hele bir çiçek vardır ki önce o açar adalarda. Bu yüzden Ada'ya Mart'ta gitmek gerekir. Sapsarı rengi mis gibi kokusu ile mest eder insanı. Mimozadır bu güzel çiçeğin ismi

İsmi çok bilinse de kendisi pek bilinmez. İstanbul'un her ilçesinde bir sokağa ismi verilmiştir. Şarkılarda konusu geçmiştir. Ancak kıyılarda açar en çok ta Adalar'da. Yabani bir çiçek değildir. Dağda bayırda yetişmez. En narin bahçelerde bizzat dikilmelidir. Aslında çiçekte değildir. 10-15 mt varan sarı çiçekli bir akasya türüdür. Evlerin çatılarına kadar yükselir. İlginçtir 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün sembolü de Martta açtığı için mimoza çiçeğidir.


Mimoza sevdasına sisli bir haftasonu Büyükada'ya doğru yol çıktık. Onlarca kez geldiğim adaya mimoza için ilk defa geldim aslında. Geldiğim için de çok mutlu oldum. Büyük keyif aldım. Adaya adımı attığım attan itibaren sarıdan ibaret bir masalın içinde gibiydim. Gözünü alabildiğin her yere Mimoza saçılmıştı. Dükkanların kapılarında, bisikletlerin sepetinde, kafelerin masalarında, faytonların kenarlarında mimoza vardı. Hele bir de kokuları vardı ki yanımda getirdiğim bir demet mimozayı koklar dururum halen.

Adayı uzun uzun anlatmayacağım size. Hamidiye Camii'nde namaz kılıp soldan çıktık yola. Soldan Küçük Tur yolunu takip edip Aya Yorgi'ye çıktık. Nizam mahallesinden limana geri döndük. Yaklaşık 10 km'lik yürüyüş boyunca mimozalar eşlik etti bize. Kalbimizi fethetti bu narin çiçek. Fotoğraflar da sizin kalbinizi titretecektir. Görmek için geç kalmadınız. Nisan ortalarına kadar fırsatınız olabilir. Mutlaka yaşayın bu güzelliği. Hissedin.



Büyükada'nın güzeli Mimoza

Mimoza ve faytonlar

Baharın erken çiçeği Mimoza
Bahçelerin Mart süsü Mimoza Ağacı 


Mimoza Çiçeği



Yoldaki Fatih

Yoldaki İzler Müzesi'nde Mimozalar

Adalar ile ilgili yazı ve fotoğraflarıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.yoldakiizler.com/search/label/Adalar



14 Şubat 2017 Salı

Al Corniche : Doha'nın Kordon Boyu

Al Corniche
Ülkemizde denize kıyısı olan şehirlerin aşina oldu bazı cadde isimleri vardır. Sahil yolu, hatboyu caddesi, kordon boyu gibi. İşte  Doha'da ve dahi Katar bulabileceğiniz tek sahil yoluna  Al Corniche diyorlar.

Biraz garip gelebilir. İngiliz sömürgesinde kalmış bir Arap devletinin en önemli caddesinin ismi Fransızca. Buna da global dünya diyorlar işte. Anlamı bildiğiniz hani perdeleri taktığımız korniş. Körfezi perde gibi çevrelediği için mi bu isim verilmiş emin değilim.  Niye Fransızca hiç bir fikrim yok.

Katar'da trafik tabelaları da yerel giysilere göre tasarlanmış
Corniche, Doha'nın prestij caddelerinden bir tanesi. Bir ucunda İslam Eserleri müzesi, diğer ucunda Sheraton Hotel yer alıyor. Toplam uzunluğu 5 km. Doha'da görebileceğimiz en yeşil bölge burası. Hem hurma ağaçları hem sıcak iklime uygun bir kaç tür ağaç ile geniş çim alanları yer aldığı parklar var. Doha'da yaşayanları nefes aldığı bir bölge. Akşama doğru sepetini alan ailecek pikniğe geliyor buralara. Ayrıca yol boyunca herhangi bir kafe yok. Sadece yolun orta bölgesinde yer alan Al Mourjan Restaurant var. O da oldukça pahalı. Yol boyunca koşu yapan, yürüyen insanları göreceksin. Büyük bir çoğunluğu yabancı. Yani Arap olmayan expat denilen çalışanlar. Hafta sonu yapacak pek bir aktivite olmayınca ya AVM'de zaman geçirecekler yada Korniş'te.

Korniş'te piknik yapan aileler

Korniş'in alt ucunda yer alan İslam Eserleri müzesinden ve Souq Waqif'dan daha sonra bahsedeceğim. Korniş'in diğer ucunda yer alan Sheraton Hotel'in Doha için simgesel bir anlamı var. Doha'da yapılan ilk yüksek katlı bina olma özelliği var. Bu yüzden West Bay'daki diğer kulelere arasında sırıtmasına rağmen yıkılmıyor. Ayrıca çok güzel bir plajı var.

Sheraton Hotel Doha

Al Corniche

Doha'nın en yeşil bölgesi Al Corniche

Doha'da Yaşam

Katar ile ilgili diğer yazılar :

Körfez'in İncisi Katar

Souq Waqif : Doha'nın Kapalı Çarşısı
Al Corniche : Doha'nın Kordon Boyu
West Bay Area : Maslak'tan Ötesi
İslam Eserleri Müzesi : Tarihi Olmayan Ülkenin Tarih Koleksiyonu
Katara : Katarın Kültür Bahçesi
Abdulvahap Camii : Vahhabiğin Kurucusu
Katarın İncisi  : The Pearl-Qatar
Türk Dostu Katar Emiri
Qatar Airways : Katar'ın Kanatları



13 Şubat 2017 Pazartesi

Körfez'in İncisi Katar



İlk yurt dışı seyahati ile Yoldaki İzler Katar'da. Açıkçası planlarımda bu küçük körfez ülkesinin ilk olması yoktu. Eski zaman seyyahları gibi önce umreye gitmek daha sonra yurt dışı seyahatlerine başlamak istiyordum. Ama umreden daha hayırlı bir yolculuk olan hac nasip olunca öncesinde Katar'a gitmeye karar verdim. Elbette bunun da özel bir anlamı vardı benim için. Kadim bir dostu ziyaret etmek. Hem dört gün boyunca Doha'yı gezdim hem de burada yaşayan arkadaşımla hasret giderdim. Topladığım izler yanıma kar kaldı. Şimdi Doha'yı beraber tanımak ister misiniz ?

Katar 1971'de kurulmuş neredeyse başkenti Doha'dan ibaret olan bir ülke. Bir kaç tane küçük şehri daha olmasına rağmen Doha harici tüm ülke çölden ibaret. Tarihi geçmişi Osmanlı'da Basra'ya bağlı küçük bir ilçe olmakla sınırlı. Katar, inci çıkartarak geçimini sağlayan bir balıkçı köyü iken gaz ve petrolün bulunması ile bir anda zenginleşen ve gelişen bir ülke. Toplamda 2 milyon kişinin yaşadığı ülkede sadece 400 bin yerli Arap bulunmakta. Geri kalanını ise çalışmak için gelen yabancılar oluşturmakta. Üst düzey çalışanlar Avrupalı ve Amerikalı iken, alt kademe işlerde ise çoğunlukla Filipinli, Nepalli ve Hintliler işçiler çalışmakta. Haliyle konuşma dili de Arapça'dan ziyade İngilizce'ye dönmüş. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İngiliz işgaline uğramasının da etkisi var tabiki. Hatta bir dönem İngilizler burayı Hindistan kolonisi altında yönettiklerinden Hind kültürü bile yerleşmiş. Özellikle yemeklerine baharat ve acı hakim olmuş.

Katar hakkında genel bir bilgilendirmeden sonra gördüklerimizi hatta yediklerimi içtiklerimi sırasıyla anlatayım.

Başta belirttiğim gibi turistler için Katar Doha'dan ibaret bir ülke. Bu yüzden bir kaç gün yeterli. Hatta Doha aktarmalı bir seyahat planlarsanız  aktarım için verilen sürede bile gezebilirsiniz. Bunun için özel uçuşlar var. Gündüz 7-8 saat şehir turu ekliyorlar. Bu yeterli olmaz daha fazla gezmek isterseniz benim gibi 3-4 günde rahat rahat gezebilirsiniz.

Doha, yarım daire şeklindeki bir körfezin çevresine kurulmuş bir şehir. Alt kısmında Eski Doha yer almakta. Katar'a dair  görülmesi gerekli yerlerin başlıcaları bu bölgede. Souq Wakıf, Fenera, İslam Eserleri Müzesi ve Emir Sarayı hepsi iç içe. Körfezin üst kısmı ise meşhur plazaların bulunduğu bölge West Bay Area. Bu iki bölgeyi bir birine bağlayan sahil yoluna ise Al Corniche diyorlar. Bir de buranın dışında yapay adaların üzerine kurulan The Pearl-Qatar var.

Doha Gezilecek Yerler Haritası

Daha fazla fotoğraf paylaşmak ve detaylı bilgi vermek için her bölge için farklı yazı hazırladım. Aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Souq Waqif : Doha'nın Kapalı Çarşısı


Al Corniche : Doha'nın Kordon Boyu


West Bay Area : Maslak'tan Ötesi

İslam Eserleri Müzesi : Tarihi olmayan ülkenin tarihi toplaması


Katara : Katarın Kültür Bahçesi


Abdulvahap Camii : Vahhabiğin kurucunu


Katarın İncisi  : The Pearl-Qatar

The Pearl-Qatar

Türk Dostu Katar Emiri 


Qatar Airways : Katar'ın Kanatları


23 Aralık 2016 Cuma

Hünkar Kasrı : Sultanların Çinilerin Arasında Bulduğu Huzur

Hünkar Kasrı

Eminönü'nü, Yeni Camii'ni bilmeyenimiz yoktur. Hemen yanındaki tünelden geçip Sirkeci'ye yada Mahmutpaşa da gideriz. Ama o tünel niye yapılmış üstünde ne var bilmeyiz. Caminin kullanılmayan bölümlerinden birisidir herhalde deyip geçip gideriz. Haklısınız bilmemekte. Yıllarca kapalı kalmış, unutulmuş, yetmemiş talan edilmiş talihsiz bir mekan burası. Aslında burası camiden bağımsız külliye içinde inşa edilmiş bir kasır. Yani padişahlar için yapılan küçük köşklerden bir tanesi. Caminin içinde üst katta bulunan hünkar mahfiline  bir kapı ile bağlanır. Bu yüzden Hünkar Kasrı olarak bilinir.

Kasrın inşaatı cami külliyesi ile birlikte 1597 yılında III.Murad  zamanında başlar. Ancak çıkan yangından sonra harap halde yıllarca bekler. Sonra gelen padişahlarda ehemmiyet vermez. Tam 68 yıl sonra 1665 yılında Sultan IV.Mehmet'tin annesi Turhan Hatice Sultan'ın büyük gayreti ile tamamlanır. Hani derler ya doğuştan bahtsız diye.  Kasrın inşaatındaki bu talihsizlikten yüzyıllar sonra benzer bir akıbet yaşar. Bakımsızlıktan 40'lı yıllarda kapatılan kasır bir daha açılmaz. Üstüne üstlük çinileri çalınarak Londra'ya kaçırılır.

Hünkar Kasrı Giriş Rampası sergi salonu olarak kullanılmakta.
Kasrın kaderi 2003 yılında İstanbul Ticaret Odası kasrı restore etmek için talip olması ile değişir. İzinleri bile iki yıl süren  başarılı bir restorasyon çalışması ile 2013'te tekrar açılır. Çıkan sonuç ise restorasyonlarda bir ders niteliğinde. Her çini teker teker sökülere özenle restore edilmiş, kırık çinilerden orjinaline uygun yeni çini parçaları yapılmış, çalınan çinilerin bir kısmı bulunarak geri getirilmiş.

Hünkar Kasrı,  padişahın ve saray kadınlarının namazdan öncesi ve sonrasında dinlenmesi için inşa edilmiştir.  İki büyük odası, bir eyvanı ve bir de helası var.  Cami zamanında deniz kıyısına inşa edildiği için bir odasının pencereleri denizi izlemek için özel yapılmış. Kasıra caminin kıble tarafında özel yapılan bir yokuş yol ile çıkılır. Bu sayede padişah atından inmeden kasrın kapısına kadar ulaşabilmekteymiş. Bunun bir benzeri Nuruosmaniye Camii'nde de var.

Kasrın en önemli özelliği elbette masmavi İznik çinileri. Çiçek bahçesi gibi tüm duvarları boydan boya kaplamakta. Gözün alabildiği her yer mavi. Deniz kıyısında olduğundan mıdır bilinmez kapılar haricide  mavi dışında bir renk kullanılmamış.

Yolunuz Eminönü'nde düştüğünüzde kafanızı kaldırıp kasıra bir bakın. Muhakkak girmek isteyeceksiniz. Az bir  zamanda  bir tutam huzur bulmak için ideal bir mekan.  Ayrıca giriş rapması sergi salonu olarak kullanılıyor. Farklı dönemlerde resim, hat, çini gibi sergileri gezme fırsatınız olacaktır.

İznik Çinileri kasrın tüm duvarlarını çiçek bahçesi gibi gösteriyor 

Hünkar Kasrı Kubbesi


8 Aralık 2016 Perşembe

Mono Petra Kayalıkları : Bir Trakya Masalı

Mono Petra Kayalıkları

Sonbaharın son deminde Trekking Time Timuçin Yusumut rehberliğinde Trakya'nın en güzel yürüyüş rotalarından olan Istranca Dağları'ndaydık. İstanbul Çatalca'dan başlayıp Kırklareli'nin Bulgaristan sınırına kadar geniş bir alanı kapsayan ve yaprak döken ormanlarla kaplı  muazzam bir bölgedir burası. Dereleri, şelaleleri, mağaraları, su basan ormanları ve gölleri ile kendine has güzellikleri barındırır. Bizim rotamız ise tüm bu manzarayı tependen kuşbakıı gören Monopetra Kayalıkları'na çıkmak oldu.

Monopetra, Bulgarca'da Tek Kaya anlamına gelmekte. Adı gibi tek parçadan oluşmasa da ormanın içinde adeta bir kale gibi yükselen  kaya kütlesidir. Zamanında eşkiyalara yataklık ettiğinden Eşkiya Kayaları da olarak bilinir. Hatta zamanında Mono Petra isminde bir Bulgar eşkiyası olduğu da söyleniyor.  Balkan Savaşlarında Bulgarlara karşı Türkler tarafından savunma amaçlı da kullanılmış. Bulgar sınırından Karadeniz sahiline kadar tüm bölgeyi kontrol etmesi bu savunmada büyük rol oynadığı aşikar. Bir önemli özelliği de antik bir yol üzerinde olmasıdır. Yunanistan Ege kıyılarından başlayıp Bulgaristan'dan devam eden, daha sonra Monometra'nın aşağı kesiminden İğneada Limanı'na ulaşan bir antik ticaret yolu. Buradan da gemileri vasıtası ile başta İstanbul olmak üzere Karadeniz limanlarına hatta Tuna ile Avrupa içlerine dağılan bir ticaret ağı. Maalesef bu yol Yunan ve Bulgar tarafında işaretlenerek korunmasına rağmen Türkiye'de bir çalışma yapılmayarak tahrif edilmiştir.

Monopetra'dan İğneada ve Karadeniz kıyıları net bir şekilde görülebilmektedir 
Kayalıklara çıktığımız günün  gecesi şiddetli bir yağmur yağdığı için tüm gün tertemiz bir hava vardı. Sonbahar artık kendini kışa bırakmaya hazırlandığından ötürü de ağaçlar yapraklarını tamamen dökmüştü nerdeyse. Bu sayede Mavi ve kahverenginin hakim olduğu keyifli bir yürüyüş yaptık. Çamurlu bir yürüyüş beklerken şiddetli esen rüzgar yolumuzu yer yer su birikintileri hariç kupkuru yapmıştı. Gazellerin hışırtısı, rüzgarın uğultusu ve kuş sesleri eşlik etmişti yürüyüş boyunca. En heyecanlı bölümü ise Monopetra'nın tepesine çıktığımız an oldu. Masalsı bir manzarası vardı. İlk görüşte bir kale burcunu andıran yapısı vardı kayalıkların. Yol boyunca bir tane bile kaya görmemişken ormanın ortasında kocaman bir kaya yükseltisine şaşmamak mümkün değildi . Hem de baktığınızda şekilde şekile giren bir kayalık. Buradan orman manzarası sonbaharın renkli zamanlarında ve  baharın yeşilinde daha bir güzel oluyor. Dağ yürüyüşlerine ilk başladığım yıllardan beri ismini duyardım. Ancak görmek bu güne nasip oldu. 2016'daki ilkler listesine kaydetmenin mutluluğunu  yaşadım.

Not : Daha fazla fotoğraf için @yoldakiizler instagram hesabımı ziyaret edebilirsiniz.

Ormanda ışık oyunları

Trekking Time ekibi ile keyifli bir yürüyüş

Ormanın içinde bir kale görünümündeki Mono Petra bir masal atmosferine bürünüyor

Sonbahar gazelleri hışırtısında yürüyüş


6 Aralık 2016 Salı

Kış Sözleri



1-
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.
(Yahya Kemal)
2-
Kapladı derin bir sessizliğe yeri
Karlar
Ki sessizce sürekli ağlarlar.
(Cenap Şahabettin)
3-
Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı…
(Elif Şafak)
4-
Kışın güneş banyosu yapılan, yazın kartopu oynanan yerde kim oturabilirse, o zengindir.
(R. Halid Karay)
5-
Baharı hayal edemezsen, kış çekilmez.
(Muzaffer Aytekin)
6-
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
(Mevlana)
7-
Bir çift yeşil göz yüzünden içimde bir sonbahar acıyor; öyle acıyor ki, acılar acısız kalıyor, mevsimler üstüme devriliyor, kışlar kışsız kalıyor.
(Necip Fazıl Kısakürek)
8-
Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak
(Ataol BEHRAMOĞLU)
9-
Kışım bahar olur, seni gördükçe.
(Ruhsati)
10-
Kış hazırlıklarını unutmayanlar, ahret hazırlıklarını da ihmal etmemelidir.
(Hekimoğlu İsmail)
Kış Sözleri

11-
İnsanlar mutlu olduklarında mevsimin kış mı yaz mı olduğu fark etmez.
(Anton Çehov)
12-
Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın
(Sezai Karakoç)
13-
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?”
(Atasözü)
14-
Hiçbir kış, sonsuza kadar sürmez.
(Hal Borland)
15-
Yazın yorulmayan, kışın kurulmaz.
(Atasözü)
16-
Kış, bir mevsim değil bir işgalcidir.”
(Sinclair Lewis)
17-
Aklım kara kış ellerim seni üşüyor, bugün günlerden soğuk.
(Kahraman Tazeoğlu)
18-
Pardösüsü olanlar kışı özlerdi. Ekmeği olanlar akşamı, uykusu olanlar geceyi beklerdi…Ölüm beni çağırıyor…
(Yılmaz Güney)
19-
Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin?  Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır.
(Said Nursi)
20-
Yazın sıcakta terleyen, kışın soğukta üşümez.
(Atasözü)
Kış şiirleri

21-
Bir karga ile kış gelmez.
(Kaşkarlı Mahmut)
22-
Unutmayın, baharda kışı, kışın da baharı özler insan. Ne uzaksa onu özler. Kavuşmak şart mı ?Boşver… Bazı şeyler yokken güzel.
(Özdemir Asaf)
23-
Karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar.
(Atasözü)
24-
Karlar.. bütün elhânı mezâmir-i sükûtun,
Karlar.. bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun...
(Cenab Şahabettin)
25-
Bin cefalar etsen almam üstüme oy
Gayet şirin geldi dilleri dostum oy
Varıp yadellere meyil verirsen oy
Kış ola bağlana yolların
(Aşık Veysel)
Aşık Veysel Kış
26-
Kar yağıyor
Karanlıklara.
Kar yağıyor
Ve ben hatırlıyorum.
(Nazım Hikmet Ran)
27-
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu’dan
(Ahmet Muhip DRANAS)
28-
Uykusuz bir sıra kavak
Hem gider hem dinlerim
Düş önüme yol göster, derem benim
Kar mıhı atımın nallarında
(Necati CUMALI)
29-
kar yağıyor dışarda
mektubun yeni gelmiş
istanbul
kokuyor.
(Behçet Aysan)
30-
Yağan beyaz bir sükût, bir mahşerdir sanki kar!
Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;
Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine…
(Cahit Sıtkı Tarancı)
31-
Aralık Günleri İçin Bir Aşk Denemesi -
(Cahit Zarifoğlu)


32-
Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar
Geçmedi üşümem
Ben bir aşkın kar yağışından geliyorum…
(Şükrü ERBAŞ)
33-
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak
(Ahmet Telli)
34-
İstanbul’a kar yağıyordu
Galata, sırtına yüklenmiş Haliç’e gebeyken
Sıtmalı bir martının kanadında Eyüp hazretleri
Kar bana yağıyordu…
İstanbul’a nur yağıyordu
(Barış Erdoğan)
35-
Dünyanın en uzun hüznü yağıyor,
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne.
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun,
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun,
Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimizi
O insan ve tabiat çağını.
(Erdem Beyazıt)
36-



-----

İlgili Yazılar :

Yol Sözleri











YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-gorsel
haydar-colakoglu
haydar-colakoglu-teb
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.






Bir boomads advertorial içeriğidir.

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys