Categories: Kültür-Sanat

Çöldeki İzler : Kendini Bulmaya Adanan Bir Yolculuk

Çöldeki İzler, son zamanlarda izlediğim en güzel yol filmi. Filmi sonuna kadar kendimi kahramanın yerine koyarak izledim. Gerçi o kadar cesaretli olabilir miyim sorumluluklarımı bırakabilir miyim bilmiyorum ama yine de izlemesi çok keyifli bir filmdi.

1970’li yıllara dayanan gerçek bir yol hikayesinden uyarlanmış. Orta Avustralya çöllerinde 3000 km’yi tek başına geçme başarısı gösteren Robyn Davidson (Mia Wasikowska)’ un hikayesi. Babasından aldığı macera ruhu onu çöllere çeker. Amacı çölden yakaladığı 3 deve ile yollara düşerek çölleri geçerek okyanusa ulaşmak. Bunun için iki yıla yakın deve çifliklerin çalışır. Filmde öğrendiğinm en ilginç konulardan birisi de bu. Avustralya’da 50.000’e yakın vahşi devenin olması. 1900’lü yılların başında trenlerin ve arabaların gelmesi ile artık ile işe yaramayan ve  serbest bırakılan evcil develerin çöl şartlarına uyum sağlayarak çoğalması sonucu ortaya çıkmış.

Robyn’nin yolculuğunu gerçekleştirmesi için kalan ihtiyaçların karşılanması için National Geographic dergisi sponsor olur  ve fotoğrafçı  Rick Smolan (Adam Driver)’ ı görevlendirir. Yolculuğun belirli dönemlerininin fotoğraflarını çekereken aynı zamanda hikayenin de bir üyesi olur zamanla.

Robyn Davidson’un çocukluğundan itibaren bir arayış içersinde olduğunu anlıyoruz filmde. Kendini bulması için çöl yalnızlığına ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Kendi ile başbaşa geceler geçiriyor. Zorluklara katlanıyor. Ancak çölde başka bir zenginliği keşfediyor. Çölün yerlileri Aborjinler. Bu konuda diğer ilgimi çeken kısmı oldu filmin. Aborjinlerleri bilsem bile yakından tanıma fırsatı buldum. Bizim köylerdeki ihtiyarlardan bir farkı yok sanki.O kadar saf temiz. İnsan her yerde aynı. Bozulmadığı sürece yaratılıştan gelen  bir hikmete sahip.

Filmde National Geographic sponsorluğunda olsa bile bir fotoğraf eleştirisi var. Fotoğrafta etik kurallara uyulması gerektiği vurgulanmış. Ayrıca aborjinlerin yaşam kurallarına saygılı bir davranış var film boyunca. Yüzyıllar boyunca yok sayılıp toprakları ellerinden alınmalarına rağmen günümüzde iade-i itibarları verildiği gösterilmeye çalışılmış.

Baştan sonra fotoğraf kokan bir film. Her sahnesi buna göre kurgulanmış sanki. Çölün sarı renginin rahatlatıcı etkisi görülüyor.

Filmin Künyesi:

Orjinal Adı : Tracks

IMDB : 7.2
Yönetmen: John Curran
Senaryo: Marion Nelson
Görüntü Yönetmeni: Mandy Walker
Oyuncular: Mia Wasikowska, Adam Driver, Emma Booth, Jessica Tovey

#Sinema

Fatih Yıldız

Share
Published by
Fatih Yıldız
Tags: Sinema

Recent Posts

Yerinden Çıkan Çivi Yerine Çakılır

Murakami’nin bir kitabını okurken Japonlara ait hoşuma giden yeni bir atasözü öğrendim: “Deru kugi wa…

2 gün ago

İstanbul Konsolosluk Haritası

İstanbul'da konsolosluk binalarının yerleşim planına baktığımızda, şehrin tarihsel geçmişinin izlerini görüyoruz. Konsoloslukların önemli bir bölümü…

2 gün ago

Eski Posta Han

İstanbul’da her gün önünden geçtiğimizi sandığımız sokaklarda bile keşfedilmeyi bekleyen hikayeler var. Eski Posta Han,…

4 gün ago

Süperiletişimciler ve Konuşma Türleri

Bazen bir kitap, hayatınızda yeni bir alışkanlığın başlangıcı olur. Charles Duhigg'in Alışkanlıkların Gücü kitabı benim…

5 gün ago

Leş Kaktüsü

Bu narin kaktüs çiçeğinin güzelliğine aldanmayın, koklamaya dayanamazsınız! 🌵 Bakmaya doyamadığınız bu güzel çiçeği koklamaya…

6 gün ago

Dereler yollar yapmakla yok olmuyor

İlk fotoğraf Ihlamur Deresi Köprüsü, ikinci fotoğraf ise Ihlamurdere Caddesi. Aralarında çok değil 80 sene…

1 hafta ago